5 Haziran 2010 Cumartesi

Tutmasaydın Düşüyordum.

Uçurumun kenarından bakıyorum geçmişimize
Sıkı sıkı tutunmam seni yanıltmasın.
Beni bilirsin düşmekten değil atlamaktan korkuyorum.



Tutmasaydın düşüyordum aslında.
Komik bence hala.
Aslında hiç komik değil.
Sadece itip geri çekince bana sarılman hoşuma gidiyor.
İtiraf ediyorum bilerek eğiliyorum o saçma şakayı yapıp sarılman için.



Bazen durup durup bağırıyorum ya
Çok kızdığımı düşünüp sakinleştirmeye çalışıyorsun
İtiraf ediyorum öpmen için yapıyorum bunu.
Sesimi sadece dudakların kesebilir.



Aslında karanlıktan korkmuyorum.
Sadece elimi tutman için öyle demiştim.
Gökgürültüsünde cenin pozisyonuna geçmemdeki tek sebepde sensin.



Ben aslında korkmuyorum hiçbir şeyden.
Tek korkum ilgini kaybetmek sevgilim.
O yüzden bu kadar saçmalıyorum.
İtiraf ediyorum seni seviyorum.

28 Mayıs 2010 Cuma

Yalnızken Büyük Dünya'm

Psikiyatriye yeniden başlamamdaki sebeplerden birisi kendimden korkuyor oluşum.Buna neden olansa sınav kaygısı ve stresinden yaşamış olduğum baskının ruhsal anlamda kötü etkileri.

Şöyle söylemek gerekirse; mesela beynimde bir olayı anımsıyorum bir yandan replikleri değiştiriyorum kafamda keşke şöyle söyleseydim gibi. Sonra kalkıp su içmeye gidiyorum tam kapıya gelince o keşkeleri sesli ifade ediyorum.Bir nevi kendi kendine konuşma oluyor bu.

Bugün yeni psikiyatriste başladım.Eskisini sevmiyordum zaten ilaca bağımlı yaşamamı isteyen kimseyi sevmiyorum.antidepresanlardan nefret ediyorum.Hayatımı ilaçlar kontrol ediyor.Tepkilerim yavaşlıyor... Konumuz bu değil.

Bugün yeni psikiyatristimle konuşurken geçmişte yaşadığım (son 1-2 yıl içinde) beni etkileyen büyük bir olay olup olmadığını sordu.Yalan söyledim.Sevgilimle ayrıldığımızı söylemedim.Sevgilimin hayatıma sıçmasını söyleyemedim.Tüm arkadaşlarım beni sildi dedim.Sebebini sorduğunda iç çekişmeler diyebildim.Sebebi sevgilimdi diyemedim.

Ağır bir tramva dönemiydi.Kendi kendimi toparladım.Yaşadıklarımı, yaşattıklarını kimseye anlatamadım.Kimse de bilmez. Buralara çok yazdım ama asla ne yaşadığımızı yazmadım.Hep bana bıraktıklarını anlattım.Hep hissetirdiklerini yazdım.

Hala susuyorum.Kimseye güvenemiyorum.Kimseyle bunları paylaşmıyorum.Daha ne kadar susucağımı bilmiyorum.Canım acıyor.Çok acıyor düşündükçe.Unuttum diyorum.Unutuyorum.Bu bir savunma şekliymiş, öyle dedi yaşadığım hafıza kayıplarının sebeplerini açıklarken.Büyük yaralarım var kimsenin bilmediği,kabuk bağlayamıycak kadar büyük ve derin yaralar.Bir yanım hep kanıyor bu acıyla.

Herkes beni hayat dolu sanıyor.Sürekli gülüyorum çünkü.Kahkahalarım yankılanıyor.Olmuyor ama yetmiyor.İçimdeki bu kanserli acıları atmadıkça hiç mutlu olamıycağım.Çok mu zor birinin bana güven vermesi? Çok mu zor insanların beni dinleyip yargılamaması? Evet.Çok zor.

Bazen hala evden dışarı çıkmak istemiyorum.İnsanlardan nefret ediyorum.Bıraksalar günlerce evde oturup kitap okurum.Bir tek kitap okumayı seviyorum öyle zamanlarda.

Yoruldum artık.Tepkisizleşme dönemlerime girmek istemiyorum.Bu durumu kabul edip alışmak istemiyorum.Artık ne kadar susarım bilmiyorum.Ve sadece bitsin istiyorum.

27 Mayıs 2010 Perşembe

Benimde Memem Var

Geçen gün konuşuyorduk işte bir kaç arkadaşla.Çocuk kız arkadaşının kendisiyle birlikte olmasını istiyormuş benden yardım istedi.. Sen, ne yapsa sevgilin birlikte olursun dedi. Çok açık bir şekilde ''Beni reddederse'' dedim. Nasıl yani falan oldu tabi. Şimdi biz kadınlar her daim çekici olmak isteriz, herkes bizi arzulasın falan isteriz ama birisi ilişki teklif edince orda bir dururuz. Biz kadınların hormonları farklı salgılandığından öyle her dakika ihtiyaç duymuyoruz bir ilişkiye.


Biz daha çok karşı tarafa güvenmek isteriz. İki bacak mı yoksa iki kucak mı istiyor bizden diye.İnsan güvenemiyor tabi karşı tarafa . Doğal olarak hep Acaba? sorusuyla tıkanıp kalıyor. Acabaya doğru cevabı veren erkek var mı bilmiyorum ama istediğini almasını bilen çok erkek tanıyorum.Kısaca arz talep meselesi bu cinsel ilişki.

Misal ben beni reddeden bir erkeği kafaya takarım.Nasıl ya nasıl reddeder? diye kafayı yerim.Çünkü imkansız geliyor bana öyle alışkanlık yaptı. Am bizde ya her penis girmek istiyor mantalitesine göre yetiştirildik. Reddetme gibi bir düşünceyi yok sayıyoruz.

Dediğimi yaptı. Kız şu an çocuğun peşinde koşuyor. Abi kendimden biliyorum çünkü.O ama o penis gircek girmeli sen beni reddetemezsin kafası var hepimizde.Girmesin nolcak elini sallasan 15 tanesi gelir zaten ama sen istemezsin.

Bu nasıl alt beyin çözebilmiş değilim.Misal kendimden yola çıkarak söylüyorum.Benim de memem var benim de götüm var ama hiç çekici hissetmiyorum kendimi. Zaten birisi dillendirmedikçe hissedemezde insan.Gerçi ben arada sırada kendimi ayna karşısında çıplak portreliyorum falan. Vücut kıvrımlarım çok hoşuma gidiyor kendi kendime çekici geliyorum ama yetmiyor tabi.


Hatta örneklendirelim.Yolda giderken biri laf atınca huh salak falan deriz.Bu bir içten içe hoşuma gitti ama sen değilsin aradığım demektir.

Ben mesela o konuda daha yaratıcıyım.Tüm erkek arkadaşlarıma sorarım arada dürüst ol çekici miyim ? derim.Önce benimle uğraşmaya çalışırlar 'Hayır' derler 'Ohh bunu duymaya ihtiyacım vardı' dedikten sonra manyak mısın kemerin olayım tak beni moduna geçerler.

Yani demek istediğim o ki ''Bizi istiyorsanız ,oyun oynamalıyız''.

26 Mayıs 2010 Çarşamba

Hayırlısı.

Eğer doğmamış olsaydın,eğer karşılaşmasaydık
Bilmiyorum istemezdim böyle birşey olmasını.
Ne kadar mutsuz da olsam olmazdı gibime geliyor.
Sensiz olmazdı.
Bir başkasını istemezdim.
Bilmiyorum yalan söylüyorum şu anda.
Aslında senden daha çok sevicek daha az acı vericek kişiler de var bu Dünyada.
Sadece henüz karşılaşmadım o kadar.
Yani kısaca demek istiyorum ki sevgilim.
Ekime kadar sikime kadarsın.
Senden daha iyisi çıksa dönüp bakmam yani.
Bağlılığım ve sadakatim senin sevginle doğru orantılıdır bunu bil.
Gerçi sen hiç sadık olamıycağın için sorun yok diye düşünüyorum.

Bir kız vardı,her sabah koşarak kapının önünden geçerdi telaşlı
Saçlarının kokusunu duyardın o koştukça rüzgarla savrulan
Hiç tanımıyordu seni ama sen her hücresini ezbere biliyordun
Her sabah koşarak kapının önünden geçen kızın.
Ve birgün geçmedi o kız.
Bu kadar.

24 Mayıs 2010 Pazartesi

Gökyüzü Özlemim

Bana Mavisin dedi.

Hayır gözlerim Kahverengi dedim.
Gözlerini kastedmiyorum dedi.
Bakışların mavi dedi.

Ne demek istiyorsun dedim ona.

Mavisin işte, bakışlarınla hissettiriyorsun.
Geçirgen duruyor bedeninde ruhun.
Sonsuzluğun...
Gizemli bir dünyaya yolculuğa çıkartıyorsun dedi.

Etkileyici hazırlandın mı ? dedim.

Hiç ciddiye almıyorsun dedi.

Çok duydum sıkıldım artık bu hissetmediğin cümleleri kurmandan dedim.

Hissetmediğimi nerden biliyorsun dedi

Hissedebilirsin ama ben senle aynı şeyleri hissedemiyorum dedim.

Baktı.
Çık artık hayal dünyandan dedi.

İşte bu kadarsın dedim.Az önce sonsuzluğa maviliğimle yelken açıyordun şimdi döndürmeye çalışıyorsun dedim.

Haklısın dedi.Kalktı yürüdü ve gitti.
Güzel ama sahte cümleleriyle başka kalplerin kapısını çalmaya gitti.
Sahte ama güzel hayal alemimle kaldım.
Yine bir başkasını düşünerek gönderdim.
Olmuyormuş demek ki unutmadan bir başkasını.

Ben maviydim belki.Belki kırmızı.
Ama o benim mavime karışması gereken kişi değildi.
Koyuydu benim mavim iç dünyamı çözmek kolay değildi.
Kolay sanmasına şaşırmayın,kolay göze çarpıyor bu renk.
O yüzden yerde parlayan cam parçasını meraktan eline alıp daha sonra fırlatması.

Dolunay Sevişmelerim

Elini ver hadi!
Bu sefer saklanmasınlar...
Korkucak birşey yok altı üstü nefes.

Boğazında düğümlenenler kalbinde çığlık atıyor.
Duymuyor muyum sanıyorsun ?
Kes sesini!
Denemden vazgeçmek neden ?

Dolunayda sevişebilirdik, ay yüzlü çocuklarımız için.

Çöz şu gemici düğümümü Coloumb!
Amerika'yı keşfe çıkmalıyız birlikte.
Bedenim uçsuz bucaksız bir kıta.

Ütopyaların gerçeğiyle buluşması.

Yağmur yağıyor benim ağlamam için...
Elin elime uzanıyor tutmak için;
Rüya sanıp geri çekiliyorsun.
Her dokunmak istediğinde dejavu yaşatıyorsun.

İnandığın gibi yaşıyorsun!
Hey ordasın ! Duyuyor musun ?
Atmosferin dışından çok korkutucu burası.

Kendime mi yoksa sana mı gelmeliyim?
Asansör boşluğunda sevişmemeliydik
Bu kasvetli boşlukla doldu içim.

Kahretsin! Yine sancılarını çekiyorum.
Acılar doğuruyorum her yeni güne.
Sen itiraf edene kadar bir yudum sevgini.
Tohumların dölleyecek her seferinde bu acıyı.

Özgür bir hayat tutsak tutkuya.

Şimdi öp beni ve büyü bozulsun.
Şimdi elimi tut ve sonunu düşünme.
Şimdi kapat gözlerini ve kuşları dinle,endişelerini ölümlere sakla.


">

21 Mayıs 2010 Cuma

Uykusuz

Biz farklıydık,özgürdük çünkü.
Seninleyken kanatlarım vardı.
Sen gidince paramparça olan.
Şekerden miydi ki?

Hala çıplak yatıyorum.
Yağmur yağıyor,ıslandığımı farketmedim.
Bu sigaralar beni öksürtüyor alışamadım senden sonra.

İçmiyorum eskisi kadar,düşüyorum.
Yine damarlarımda geziniyorsun,üşüyorum.
Çıplak tenimde gezerdi parmakların,
Şimdi bira şişelerinde parmak izlerin.


Trenle gel bana,paran yoksa bir bavulla.
Ya da sen kahramanım uçarak gel havalı olsun.
Ben hala kendimi nü portreliyorum.
Duyuyor musun çizgilerin sesini?
Birlikte kıvranıyoruz şimdi.


Hiçbir ses bu kadar hüzün dolu değildi,
Saçların parmaklarımda gezerken.
Gözlerimden akardı çığlıklarım.
Kalma ihtimalin yoktu aklında gitme fikri varken.


Balıklarımız vardı bizim...
O kadar parasızdık ki su şişesinde yaşarlardı.
Eski ayakkabılarımızı saksı yapardık.
Her güne bir mum yakarak başlardık.
Ben tütsüleri severdim daha çok.

Bizken henüz
Sen ve ben çıkmazına gelmemişken yolumuz
Adı ''Aşk'' olan çocuğumuz
Dualara karışmışken umudumuz
Şarkı bitince yokoluruz.

O yüzden Tanrının sesiyle uyuruz.

20 Mayıs 2010 Perşembe

Sevmek mi Sevişmek?

Birkaç eklemeyle mükemmel olabilirdik sevgilim.
Yağmur yağdığında koşmak yerine,yürüseydik.

Belki tenlerimizi karıştırmasaydık,
Daha fazla zamanımız olabilirdi.
Her gün yanımda olmasaydın,
Özlerdim belki seni.

Göğüslerime bakmak yerine gözlerime baksaydın,
Belki beni anlayabilirdin.
Ruhumu koklamak zordu,tenim bu kadar temizken.
Dokunmayı bilseydin beni görebilirdin.

Flaşlar patlamasaydı belki uzun bir sevişmemiz olurdu.
''Apartmanda öpüşmek yasak'' tabelasını görmedim ben ?

Dedim sana çok uzunduk çabuk kısaldık.
Çok sıcak suda yıkanmayalım demiştim, dinlemedin.

Bu arada ben gidiyorum.
Lütfen sende gelme.

19 Mayıs 2010 Çarşamba

Hep Seni Aradım.

Ve Voodoo yine haklı çıkar, bir süre sonra bu haklılık sıkmaya başlasa da.
Dediğim gibi hayallerimdeki aşk profili, dikkat çekerim aşık olcağım insan değil.Aşk profili yani şu delice karşılaşmamız.Evet işte bundan bahsediyorum.

Evet çok zor.Rastlantıların oluşması için küçük bir sihre ihtiyacımız var.Hep dediğim gibi keşke kafamızı meşgul etcek bu kadar saçma şey olmasa ve biz yere bakarak yürümek yerin etrafımızdakilerin gözlerine bakarak adım atsak.

İşte gerçek aşkımız onların içlerinden birinde.Deliler gibi aramaya gerek yok.Biraz ilgiyi aşk sanmaya da gerek yok.İtiraf ediyorum,aşk büyüsü yaptım.Hiç mutlu olmadım.Gerçek aşk büyüyle bulunmuyor bunu biliyorum sadece.

O çok farklı bir his anlatabiliyor muyum ? Ben bilmiyorum sanırım bir kez yaşadım bunu.Evet bir kez yaşadım ama kaybettim.Sorumlu ben değildim.Başkaları dokununca sırça köşkünüze bozuluyor işte tüm peri masalı.Unutmadan söylenmeli burası.Aşk iki kişiliktir.Üçüncüler görmesinler.

Aşk demek benim için artık sadece güveni ifade ediyor ve bunun çevresinde çember oluşturan,sadakat,dürüstlük,bağlılık,anlayış,yeri gelince eğlence ve saçmalamaca,yeri gelince ciddiyet ve resmiyet.Ama güven olmazsa her şey mahvoluyor.Puzzle gibi ama en büyük parça güven.

Sanırım bugün çok şey anlatıcağım.İşsizlik aslında bu yaptığım ne anlatıyorsun git ders çalış ama beynim doluyken çok çok çok zor :/

18 Mayıs 2010 Salı

Gitme Demek İstemiyorum.

Her satırıma bir gözyaşı sakladım seninle
Her damla da aktın içimden.
Yoruldum seni anlamaya çalışmaktan.
Beni anlayamamandan.
Seni sevmekten ve sevmeni beklemekten.
Gözyaşlarımla boğuldum senle dolu bir denizde.


Her kavgada yüzümüze çarpan nefret rüzgarından,
Bu sırtını dönüp gidişlerinden,
Zaten paramparça olan bizi daha çok parçalamaktan
Ve her defasında silbaştan tekrar tamir etmekten yoruldum.

Yıpratıyoruz birbirimizi başka bir isim koyamıyorum buna.
Böyle sevgi olmaz çünkü.
Kavga ederek yada birbirimizi terslereyerek yürümez bazı şeyler.
Anlamak istemiyorum seni.
Benim verdiğim değer kadar ciddi bir beklentim varken.
Bu oyun değil çok ciddiyim.
Ellerimden kayıyor ellerin.
Sıkı tuttuğumdan terledi ellerim.
Şimdi istesem de tutamam sen giderken.
Yada ben kalıp adımlarını son kez sayarken....

Sana ''Gitme'' demek istemiyorum.