11 Ocak 2010 Pazartesi

Ay Damarlarım!

Yine damarıma bastılar benim. Yine sinir katsayım tavan yaptı yine. Yine elim ayağım titrer oldu çaresizlikten. Yine ne oldu lan yine ?

Ay bayılıcam yemin ederim. Öyle gereksizlerle uğraşıyorum ki. Kendime kızıyorum. Ay bırak koyun kalsın.Ne uğraşıyorsun azizim değil mi?

Şimdi böyle bazıları o kadar gerizekalı artık bıraktım böyle uğraşmıyorum bile kendi ''Hayal Dünyaları''nda fink atıyorlar. Benim iğnelerim (Adım Voodoo değil boşuna) canlarını çok yakıyormuş o bazılarının. O bazıları çok yakın bir gelecekte götlerine girerken o şişler sorcam o zaman ''Canın acıyor mu meleğim?'' diye. Ahh ahh kimseye iyilik yapmayın aa dostlar.Bak ben iyiliğini düşünüp ailesinin veremediği şevkati ve Sıcak yuvamız akvaryumumuzun dışında bir okyanus olduğunu anlatıyorum ama gel gör duymak istemiyor sonsuza dek hayatın akvaryumun içinde geçicek sanıyor. Oysa ben onu yeni bir yere bir göle koyuyorum istemiyor. Ha sen nerdesin diye sorarsanız Ben Nehirdeyim. Ama mesele ben değilim onun çırpınışlarını görünce yaşatcağı acı. Bir de böyle herkesi bir sahiplenirim ki of lanet olsun yani. Sanki bir parçammış gibi kıyamam. Evlat lan xD Hayır bana keşke dedirtcek ben ona üzülüyorum.



Ha bir de o bazılarının bir huyu var. Bildiğin acıtasyon(Bu kelimeyi bazı öküzlerde bilmezler o öküzlerle geçmişi anlatmıycağım)Neyse işte bunların klasik fixtir ''Yalnızım'' tripleri. Kendilerini Cool falan sanıyorlar herhalde.Sonra bir de ben yalnızım kimse beni anlamıyor kimse beni sevmiyor triplerine girerler ki çıkamazsınız işin içinden.Sevmek istersiniz sevince de '' Sevme beni!'' derler. Anlamaya çalışırsınız ki anlarsınız da ama hala ısrar ederler anladıklarınızı anlamsızlaştırarak. Yalnız bırakmak istemezsiniz Konuşmazlar. İşte böyle ''TUTARSIZ'' beş para etmez kişiliklere sahip insanlardır. Siz acırsınız ama onlar acımanızıda istemezler. Ben onlara ''Gelişim Bozukluğu'' yada ''Fazla Gelişmiş Ergen'' diyorum.


Gerçekten böyle dengesizler kendilerini ne sanıyorlar çok merak ediyorum. Cool ?? Sanmıyorum çünkü eziklerin Cool olduğunu görmedim onlar anca diş fırçam kadar Coollar. Ulaşılmaz? Benim için tuvalet kağıdı kadar ulaşılmazlar. kalkıcam, banyoya gidicem, evet çok eziyetli. Çekici? ahahah en çok buna gülebilirim sanırım Bana hep Banu Alkan'ın çekiciliğini hatırlatıyorlar. Yani gerçekten çok çekici. Tam bir şuhlar.Peki ya vazgeçilmez olcaklarını mı düşünüyorlar? Ah evet vazgeçilmez olcaklar benim gibi anaç insanlar için. Genelde bizde acımaktan vazgeçemeyiz.


Neyse işte. Ben yine giydirdim gibi oldu ama asla. Ben giydirmem. Daha çok tenlerini analiz ederim. Bakınız bunlar gerçekler hayatımızın her anında böyleleri var. O yüzden napıyoruz? Çıkarabiliyorsanız hayatınızdan çıkarıyorsunuz. Çıkaramıyorsanız tam gaz acımaya devam. Yapcak birşey yok (:


Not: Bugünü Coldplay veMcFly günü ilan ediyorum. Ayrıca Fiona Apple'ada ayrıca bir şereflendireme layık görüyorum. Kahvaltıyı tek başıma kızılayda yapmak için güvenparkın içinden geçerken Ankarayı ne kadar özliyceğimi düşünürken fonda Fiona Apple -Mistake çalarken Atatürk Heykelinin üstünde güvercin sürüsü tam ben geçerken o heykelin yanından hareketlendiler VE üstümde tam 4 tur attılar. O kadar mükemmel hissettim ki o kanat çırpışlarını duymalıydınız sanki sizinde kanatlarınız varmış gibi hissediyorsunuz. Ve bugün Psikoloğa gittim gerçekten benim çok iyi hissetmeme sebep oluyor. Ama şimdi psikiyatriye sevk etti biraz ona uyuz oldum xD Neyse efedim iyi geceler her nerde beni okuyorsanız güneş ışığı gözlerinizden ayrılmasın.

10 Ocak 2010 Pazar

Yuppieee

Bu sefer bu yazıyı kıpkısa tutcam 1-2 cümle söyleyip gitcem. Lan bugün o anaavrat saydırıp sövdüğüm eski sevgilimin doğum günüymüş. Ehehe ben unutmuşum facebookda 44 ortak arkadaşımız olduğu için birisinin albümünde pastayla falan etiketlenmiş. Yeni gördüm dank etti şimdi. Geçen yıl bugün salya sümük ağlıyordum bu saatlerde. Noldu lan unutmuşum yaprağım xD Ay çok mutluyum xD

Yaratın Artık Napıyım?

Şimdi başlığa bakınca ne diyon lan sen ? derseniz hemen cevabını aşağıya şak diye yapıştırırım.

İstanbuldan kuzenim geldi. Gelmez olaydı. Lan belim doğrulmadı yemin ederim geldiği dakika içersinde odama girip herşeyi alaşağı etti. Ulan bak yemin ederim ağlıycaktım zor durdum.Tüm odayı baştan temizletti bana. Anneminde falan işine geldi bir desteklediler o çatlak karıyı :( Ben diyorum ama bugünün yarınıda var gelecekli düşünün diye :( Ama kimse şeyine takmadı.


Yemin ederim 13 çöp poşeti giymediğim kıyafet çıktı. Dedim vay canına 5 metrekare kadar odaya nasıl sığdırmışım ben bu kadar kıyafeti diye şok geçirdim. Hadi onu geçtim 8 torbada çöp çıkarttık. Ağzım açık kaldı. Dedim vay canına ufacık tefecik içi dolu turşucuk. Kendimi tebrik ettim O kadar şeyi sığdırmak her yiğidin harcı değildir.Yani eğer arkadaşlarımla ayrı eve çıksak falan. Bana bir tuvalet bir banyo kadar yer verseler herhalde plazmayı bile sokarım diye düşünüyorum. Ama ne oldu biliyor musunuz ? Ne zamandır aradığım 4 tane çantayı buldum. Sonra en sevdiğim mor renkli kazağım ortaya çıktı. Bir de 8. sınıf dershane sınav sonucum çıktı Oha harbiden bana xD

Tüm ayakkabılarım kütüphanenin üstünde yalnız ona bozuğum biraz. Boyum kısa lan. 1,68le kütüphanenin üstündeki kutulara tek tek bakcam oldu o zaman ben kaçıyım falan modundayım. Dün akşam saat 9 ama ben sanıyorum gece 2 falan. O derece bir uyku çökmüş üstüme. Bana vitamin veriyorlar ama ben bayılıyorum bildiğin.

Halam da İstanbulu anlatıyor. Şöyle zorda böyle zorda. İyi anasını satıyım gelmiyorum götünüze girsin İstanbul demedim tabi. Kuzenin sevgiliside İTÜ'de olduğu için geldi bana anlatıyor. Biz 4 kızız kaç yıl bisküviyle beslendik. Bak sitenin bekçisi var ama biz yinede korkuyoruz. 2 Oda düşün tıkış tıkış yaşıyoruz. Ev kirası 1,000 lira. Düşün ne kadar zor falan diyor ama ben ağlıycam nerdeyse. Yapım gereği zora gelemem. Hele ki o kadar şeyi düşündükçe boğuldum yemin ederim. Daha da anlatıyorlar. Ritm bar var balık pazarının ilerisinde oranın sahibi bizim dalış ekibinden. Neyse işte. Adam Taksimde 3. barını açmış ama kuzenlerim gidemiyormuş. Yok protestocusu yok tinercisi yok bombalı suikastçisi. Yok polis bile sarkıntılık ediyormuşda yok şöyleymişte. Dedim hiç mi iyi birşeyi yok. Hayır yokmuş. İyi be dedim. Gelip ölücem o zaman başka şansım yoksa dedim. Ne biliyim bir yanım git bunlar karalama kampanyası diyor, bir yanım bak kızım aç televizyonu Müge Anlıyı izle anlarsın diyor.

Bilmiyorum ya ilerleyen bölümlerde görcez Voodoo napcak. Acaba Hayallerinin peşinden mi gitcek yoksa gerçeklerle mi savaşcak.?


Neyse Değerli hayatımın anlamı Blogger. Benim içeri gidip işkence görmeye devam etmem gerek. Şimdi de Suratımda eğrelti bir gülümseyle ''Tanrım sizi çok seviyorum''cuyu oynıycam.


Bu arada başlığın sebebi

Kuzen: Tuz ve Karabiber nerde Voodoo?
Voodoo: Ya ne biliyim Yaratın artık napıyım?=
Kuzen: Yenge bu kızın dili çok uzamış isyanlarda !!
Voodoo: Anne! ekmek bıçağı nerde katil olmak istiyorum.

8 Ocak 2010 Cuma

Kim Lan Bu Kız?

Oha var ya bağırmak istiyorum böyle nasıl diyim öyle işte. Neden yine sapıttım? Mutluluktan lan. Madonna'nın Huuz det görl filmini izledim ve gelecekteki kendimi gördüm. Gerçi aslında o kadar gelecek demeyelim daha şimdide sorun yaratmaya başladığıma göre.Yani pek uzak sayılmaz. Böyle aynı onun gibi giyindiğim ve Ankaranın beni kaldırcak kadar nasırlaşan bağnazlığını çözmediği zamanlardı.

Gerçi hala öyleyim ama annem sağolsun çok yardımcı oluyor. ''Voodoo bu ne hal böyle mi çıkıcaKsın dışarı ay sen beni millete sakız mı etceksin. Git üstüne başına bişiler al.'' diyip engellemese ben herhalde Nüdist falan olup çıplak gezcem. Tabi hayır yani sadece eteklerimin boyu biraz fazla kısa. Hatta ''Eteğini giymeyi mi unuttun?'' gibi tepkiler alabiliyorum bazen. Gerçi takmıyorum. Allahın verdiğini kuldan niye esirgiyim :P İşte bir de böyle bir sorunum var.


Saatlerce ayna karşısında kendimi incelerim. Tanrım bu ben miyim ? Who'S that Girl? Kendimi çok seviyorum. Psikoloğumun doldurmam için verdiği ankette bile ''Benim.............................'' kısmına ''Vücudum Çok Güzel'' yazcak kadar kendimi seviyorum.


Ne biliyim güzel bacaklarım var ve boyuma göre uzunlar. Yani vücudun %70i bacak %30 u gövde falan. Tabi bunlar benim orantısız olduğumu göstersede. Bakınca belli olmuyor. Ayrıca valla kendim için giyiniyorum.Yani kimse beğensin diye değil. Öyle olsa off bu ne renk cümbüşü diyenleri takmam gerekirdi. Ki tırt yani.

Ben İstanbula gidince çok sapıtıyorum kuzenler biliyor yani benden uzak yürüyorlardı tanımıyoruz gibilerinden. Ama gel bana sor ben çok eğleniyordum. Mesela bir de gidip kestiğim çocuğa ''Naber ben çok sıkıldım bildiğin iyi bir yer var mı ?'' dediğimde. Erkek kuzenim katil oluyordu. Hayır çocuğu değil beni öldürüyordu. Ama cidden muhabbetleri sıkıcı be abi.Hatta bir ara bende onlar gibiydim. ''Dıdısının dıdısının yorumu hakkında ne düşünüyordun Hoze? '' Ben var ya o dıdısına çakayım. Bana ne lan benim yorumum önemli ve hemen söylüyorum '' Mal gibi lan yorum yapmaya değmez'' xD

Ya bende bir de odaklanma eksikliği olduğu için konudan çok sapabiliyorum. Düşün yani Madonnadan geldim buraya xD Ama valla ben küçüktüm ilkokul 4e mi ne gidiyordum. Daha o zamandı benim idolüm 'Madonna'(virgül)daha ufakken ilahlaştırmıştım.Öyle bir sevgiydi ki madonnayı sevmeyenlerle konuşmuyordum. Annem Madonna olsa keşke diye rüyalar falan görüyordum.

Neyse ya ben size sigaraya bırakma sırrımı söyliycektim. Ne kadar delirsemde içmiyorum falan. Ben uykuyu acayip severim. Yani uyku mu çok para mı deseler Uyku diyceğime eminim.Paranın satın alamıycağı tek şey yani. Bir de duygular falan var ama popüler kültür sağolsun artık onlarıda parayla satın alabiliyoruz. En azından ben alabiliyorum...Bak gene konu dağıldı. Neyse işte ben dumanın olduğu ortamda imkansız uyuyamam. Burnuma hiç bir koku gelmiycekde ben uyucam. Neyse işte ben sigaraya başladım koku falan almıyorum tabi. Sonra baktım ciğerlerde bir katran varmışcasına zor nefes alıyorum. Dedim sikerim lan Bridget Jonesuda Nancy Spungenide ha. Evet her sigaraya başlayanlar gibi önce sevgilimi dert edip başladım sonra püf ,ben ölceğime o ölsün hayvan dedim,bir de uykuya olan aşkım Eski sevgilime olan aşkıma baskın çıktı. Bıraktım falan. Yani şu an çok kızsam öfkeden ölsem bile içmiyorum. Diyorum ''Bak Voodoo içersen uyuyamıycan, onu istemiyor musun? '' İç sesime çok sesli yanıt veriyorum ''Tamam yaaa :( '' diye.


O yüzden sevgili zıkkım içesiceler size tavsiye: elbet hayatınızı sikiyordur bu lanet ,sadece sikilen şeyleri daha çok sevdiğinizi farketmenizi tavsiye ediyorum.Burdan da içenlere tez zamanda hakkı rahmetlerine kavuşmaları için dua ettiğimi belirtmek istiyorum. Tabi benden nefret edin diye söylemiyorum bunları. Ama siz ölümü zaten istiyorsunuz. Haksız mıyım ? İçiyorsan tek sebebi vardır ölmek.Neyse çok laf sokmıycağım.


Kim bu kız diyorsan hala, cevap veriyorum hemen sevgilim ?


'' Senin kabuslarına giren aşık olmamak için kuyruğunu bacak arana kıstırıp arkana bakmadan kaçtığın biricik sevgilin biricik sevgilin Voodooo!!!''


LayLoyLayLoy....
var VideoID = "12214"; var Width = 425; var Height = 344;

">


7 Ocak 2010 Perşembe

Bir Kibrit Kutusu

Sanırım geçen yıldı belki de iki yıl önce. Tam tarihi bilmiyorum ama bir kibrit buldum sadece 1 tane.Neden sakladığımı hatırlayamıyorum ama aslında neden sakladığımı hatırlıyorum ama kim olduğu konusunda büyük bir çelişkimiz var ne yazık ki. Tek bir kibrit parçası ne kadar önemsiz geliyor değil mi ? Ama benim için çok değerliydi herhalde. 2 kişi var bu kibritin sahibi olmaya aday. Birisi 3 yıl platonik olarak aşık olduğum çocuk ki her defasında neden diye sorarım kendime. Çünkü zamanla değiştim ve arayışlarım değişti. İkinci aday ise benim Taboo. Aslında o beni seviyordu. Sonra bende onu sevdim. Sonra ikimiz içinde bir sürü olmazlar ortaya çıktı. Çünkü ondan 1 yaş büyüktüm. Aslında 7 ay ama olsun. Bu dedikodulara engel değildi. Her neyse işte. Tek bir kibrit parçası. En yakın arkadaşımın bakmasına bile izin vermediğim kibrit parçası. Parmak izini sevcek kadar aşık olduğum kibrit parçası. Bi o kadar ulaşılmazını sevdiğim kibrit parçası. Yakıp ateşe versem. Tüm hatıralarım kaybolcak diye korktuğum kibrit parçası.Keşke tekrar çıkmasaydın bugün karşıma.



Ne zaman mutsuz olsam içime kapanıyorum.İç seslerden başka her cümleye kulak pamuğu tıkıyorum. İnsanlar biliyorlar. Birşeyim olduğunu. Soruyorlar ama ne cevap verceğimi bilemiyorum. Kaygılandığım zamanlar ortaya çıkıyor.Kimseye merhaba demiyorum. Susuyorum.Belki saatlerce. Tek noktaya bakıp dalıp gidiyorum. Biri gelip beni silkeleyene kadar. Yada dikkatimi dağıtına kadar. Susuyorum işte. İçimdekini içimde saklıyorum.Belki bu yüzden çabuk patlıosun diyorlar bana. Zamanla birikinlerin bir anlık dışa vurumu diyemiyorum. Susuyorum işte ben melankolikken. Birisi ''Hey Sen Bunu kendine yapmana izin vermiyorum'' diyene kadar.


Ne zaman susmuyorum.... Aslında çok mutluyken çok konuşuyorum. Bütün gereksiz şeyleri söylüyorum bir nefeste.O kadar çok konuşmak istiyorum ki birisi dinlesin ve ne kadar saçmalasam da gülelim istiyorum. O kadar saçmalayalım ki geri dönüp baktığımızda kendimizi eleştirelim. Ay bu ben miyiiiiim ? diyelim. ,


Mesela bugün Patavatsızlık günümdü. Aslında değildim. Ama 18 yaşındaki insanlara haklı olduğum ve hak verildiğim bir durumda acımasızca davranmamı bekleyemez. Bugüne kadar olayın ciddiyetini anlayamamış insanlara son 90 gün kalmışken sınava hala şebeklik yapmalarını mazur görmemi bekleyemez.


Tersim kötü falan değildir. Çok gerçekçidir benim tersim. Ve çok ciddidir. Gülüyorsam bu insanların kalbini kırmamak içindir. Ama güler yüzümden çıkan cümleler canlarını yakarken hiç kimse gülümsememin kötü olduğunu farketmez. Farkettiklerinde uzak dururlar benden. Haddini çok iyi bildiririm. Birisi alay etmeye çalışmasın odak noktasını ona yönlendiririm. Asıl mesele bugün ki cıvıklıklarına acımasızca ''İyi o zaman kazanamıycaksın'' dememdi. Herkes Bana döndü ve bu kadar açık sözlü olma dedi. Olurum efendim.Profesyonel davrancaksak duygularımı engeller ve sabrımı kapatırım. Birisi bana engelse engeli ortadan kaldırırım. Kim olursa olsun geleceğimi engelleyemez. Tenefüs zili çalınca yanıma gelip sessizce ''Haklısın...'' diyenler var ya. Hala büyüyememişler. İş hayatındayız aslında bir nevi. Kim kovulmak istemiyorsa birilerinin üstüne basmalı.Sonsuza dek küçükken yaşadığımız arkadaşlık olayı bitti.


Neyse benden bu kadar (: Ben iyi biriyim. Sadece fazla dürüstlükden dolayı sevilmeyenlerdenim.

Özdemir Asaf'ında dediği gibi

''Duymak istediklerimi söylemiyorsun hiç..'''

Evet sevgilim, Malesef hep hakettiklerini söylüyorum.

6 Ocak 2010 Çarşamba

Lafın Gelişi, Ondan Önce Girişi, Ve Sonuç

Bugün yılsonu balomuzun çok absürd bir biçimde Kostümlü olmasından duyduğum garip sıkıntıyla mutsuzlaştım. Balo o kadar iğrenç olcak ki. etrafta 25 taNe kedi kız, 30 tane melek,40 tane prenses olcak. Evet abartısız nerdeyse herkes bu kostümleri almaya kararlı. Sen ne olcan peki Voodoo? Aslında buraya yazmam ne kadar doğru bilmiyorum belki birisi okur diye korkuyorum. Ama ilk aklıma Hera olurum muhtemelen derken. Sonra vazgeçip Otomatik Portakal filminin başrolü Alex Delarge olmaya karar verdim. Evet bir erkek ama fark yaratır diye düşünüyorum.Sonuçta hepsi küçük ve güzel kızlar olurken ben hepsinin içinde farkedilebilcem.

T am böyle kendimi depresyona sokmuşken az önce Ahmedim (Midem Ha) attığı mesajla nasıl mutlu oldum nasıl mutlu oldum anlatamam. Nedir bu mesajda yazan diye sorarsan.

''yav yazik sana nie uzdun bu kadar kendini voodoom moodoom modom cildrin of bodom izleyeyim bi ara madem modom cildrin of bodom moodoom woodoom koofoom kofom kafam guzel ''(İzleyim bir ara derken My Sister'S Keeper'Dan bahsediyor. Ne kadar ağladığımı anlattım da xD)



Aldığım en komik mesajdı xD gerçekten eğer yalnızsanız ve konuşcak tek arkadaşınız aynalardaki yansımanızsa ,size hitaben söylenen tek cümle içinize ılık ılık akıyor. Hele ki böyle saçmalamışsa tadından yenmez. Konuştuğumuz konuya verdiğim isim ise ''Lafın gelişi, ondan önce girişi ve Sonuç'' işte biz böyle gerizekalılar cemiyeti başkanlığı yapıyoruz.Ama o kadar eğleniyorum ki anlatamam size. O kadar hayat ve enerji dolu ki gerçekten içimde bastırdıklarımı ortaya çıkartıyor.

Mesela siz böyle konuşmak istemeyen biriyle konuşmazsınız ya ne kadar konuşmaya çalışırsanız kısa cevaplar alınca sıkılırsınız bu durumdan.Ama mesela Ahmedle her konudan konuşabilirsiniz hiç sıkılmaz en gıcık,böyle benim sinirlerime hakim olamadığım konuda bile böyle o kadar sakin ve neşelidir ki o olay size çok basit gelir ve umursamazsınız işte öyle Ahmed xD Bazen çekilmez olmuyor mu ? Bilmem xD Şimdiye kadar hiç olmadı. Hatta o kadar ki keşke sınav dönemi konuşmasak diyorum. Çünkü sabah 5e kadar konuşunca sınavda uyuyorum :( Şaka lan tabi o kadar konuşmuyoruz 3e kadar falan ben saate bakmayı akıl edincede izin istiyorum ve yatıyorum. ''Ahmedim, gece lambam, şarj aletim, tek binişlik akpilim,yeni yıkanmış nevresimim,son sigaram,vampirim.... vs gibi dolduruyorum. Gitmem gerek. Söyleyecek birşeyin var mı ? Benim yok!'' diyorum. Yatıp uyuyorum xD


Bu arada o baloya sap gideceğimin mutlu haberini veriyim. Ay yemin ederim kimse birlikte gidelim demedi. Ne kadar soğukkanlı ve umursamaz davransamda bozuldum tamam mı ben yalnızlar kraliçesi miyim hayret bişi :(


Ohhh Pazartesi psikologa gidiyorum.Bir gidiyimde içimi döküyüm. Kadınla ilk görüşmede not defterimi çıkarıp tarihi yazdım. ''Pardon saat kaç canım?'' dedim. Kadın şok geçirdi zaten. Ehehe ters-psikoloji uyguladım ona. Bana nasıl yapıyorsa aynısını ona yaptım nihahaha. Bu sefer gidişimde saçlarımı mohavk yapıcam. bakalım ne yapıcak. Her gittiğimde yeni bir benle karşılaşıyor ama hiç beklediğim tepkiyi vermiyor. En sonunda çıplak gitcem o olcak yani. Tabi şaka. Zaten her söylediğimi ciddiye almayın xD

5 Ocak 2010 Salı

Who'S That Girl ?

Biz kimiz ? Neyi seviyoruz? Neden seviyoruz? Tercihlerimiz neye göre ?



Aslında çok karışık hepsi. En basit örneklerle indirgersek. TV'de en çok izlenilen programlar hakkında yapılan ankette

1. sırada Haberler,

2.sırada Belgesel

3.sırada Talk Show.... Vs diye gidiyor.



Ulan o kadar haber, ekonomi programı izleyen Vatandaş Nerde Azizim? Nerde benim bilim düşkünü belgesel izleyen Halkım?

Neden olması gereken cevapları veriyoruz?

Niye kimse olduğu gibi değilde olması gerektiği gibi?





Ya da Sanat Eleştirmenlerine bakalım.

Hani şu hepsi eleştiriyormuş gibi görünüpte ne kadar beğenmezse o kadar para alan insanlar var ya Hah! işte onlar.

Pardon ama neye göre eleştiriyorlar. Mutlak güzel yada Mutlak doğru ve ya Mutlak iyi diye bir kavram var mı? Elbette yok.Peki bu dingiller neye göre eleştiriyorlar?

Hemen söylüyüm. Kendi kıçımın kenarı zevklerine göre yada Avrupadaki Eleştirmenler Neyi beğeniryorsa onu beğenip bize satıyorlar.



Sonrada biz kıçımızı yırtıyoruz ''Vay efendim gelişemiyoruz'' ''Vay efendim biz niye geri kaldık'' Koduğum dön bir bak bakalım napıyorsun? Avrupa özentisi olursan Avrupanın arkasından gidersin ancak. Gelişmek istiyorsan ''Özgün Düşünce''yi kısıtlamıycaksın. Dikkat edin Özgür değil Özgün. Ama güzel vatanım Türkiyem de insanlar sanatla uğraşmıyor. Uğraşana destek çıkmıyor. Hatta ve hatta ''Ezip geçiyor''. Eee noluyor sen sanata değer vermezsen, bilimi desteklemezsen al işte yıllardır saydığımız yerde kalırız.

Burdan sanat eleştirmenlerinin a*ına ko*um yaptıkları eleştirilerle sanatçıyı sanattan soğutukları için o eleştirilerine çakıyım, bilim adamlarına çalışma alanı ve maddi destek vermeyen boş konuşup para kazanan politikacılarında a*ına ko*um. Ohh ne güzel çaka çaka gidiyoruz. Eeee bir de halka çakıyım o zaman.O halka da hayatlarının amacının birilerinin boyunduruğu altında yaşayıp karın tokluğuna şikayet edip hiçbir yaptırımda bulunmamalarından ve gelişmek için göt büyüttüklerinden dolayı geçiriyim ve yazıyı noktalıyım.


İyi Geceler Blogger Her Nerden Bana Küfür Ediyorsan....

4 Ocak 2010 Pazartesi

Başkalarını Değiştirmeye Çalışmak Kendini Kandırmaktır.

Evet başlıktanda anlaşılcağı üzere ben ve saçma sapan bakış açımı yalnış empoze etme yöntemim.

Bu cümleyi bana sınıf arkadaşlarımın üstüme gelerek ağlattıkları zaman psikoloğumun kurduğu cümleydi.Seans sırasında aslında ne kadar koyun olduklarını, yardım etmek istediğimi, gerçek bir dünyanın sadece iyi bir kariyerde olmadığını anlatmak için onlara bulunduğum tavsiyelerin onlarda ters etki yaratıp benden nefret etmelerini sağladığını anlatırken bana bu unutmayacağım cümleyi kurmuştu.

Evet insanları değiştirmeye çalışmak kendini kandırmaktır. Onların aptallıklarını izlemek, mutsuzluklarıyla dalga geçmek bize haz verirken neden gerçeği görmelerini isteyelim ki ?

Psikoloğum''Voodoo, herkesi kendin gibi olmaya zorlayamazsın.Sen onlardan farklısın diye herkesin aynı farka sahip olmasını isteyemezsin. Kitap okumuyorsa kitap veremezsin, vermemelisin. Onlar senin kadar bilgi birikimine sahip olmak zorunda da değiller yada sen diğerleri kadar bilgili olmak zorunda değilsin.''

''HAYIR!! Ben bu dünyaya geldiysem diğerlerinin doğru kabul ettiği şeyi benim de kabul etmemi bekleyemezsiniz. Eğer nefret ediceklerse etsinler. Bir kere ağlarım yada bir kaç kere ama kimse bana beni sevmeleri için onlar gibi olmalısın diyemez. Farklı ve mutsuz olarak ölmeyi tercih ederim.''

Çatt!! kapıyı kapatıp çıkmıştım. Kendisi de bana ne yapıp yapamıycağımı söylüyordu ama onun dedikleri nedense doğru sayılabiliyordu. Ama benim bahsettiğim gerçekliği kimse görmek istemiyordu.Neden ama? İnsanların bu gerçekten kaçışının sebebi ne? Hayatlarının en güzel dönemlerini neden boşa harcayıp yaşlılıkta pişman olarak ölüyorlar.

Sakın biri kalkıpta bana hayat şartlarının zorluğundan bahsetmesin. Hayatı zorlaştıran biziz. Hangisi sevdiği işi yapıyor. Hangisi kendi geleceği için yaşıyor. En basiti ailem bile üniversiteye gidip hayatımı kurtarmamı istiyorlar. Bu nasıl hayat kurtarma. Bildiğin karartmışlar hayatınızı.En klişe cümleyide kuruyorlar. ''Biz yapamadık sen yap'' Yok böyle birşey. Hiç bir engeli yoktu kimsenin.İstemediler! Başkalarının doğrularını benimseyip ona göre mutlu olcaklarını sandılar' Sandılar çünkü şu an mutlu değiller.Ve benim de onlar gibi olmamı istemiyorlar. Bende.


Ben bunu istemiyorum. Ben mutsuz olmak istemiyorum. Her sabah uyandığımda yapmadıklarıma bakarak ''Keşke'' diye başlamak istemiyorum. Yaptığım işi ''Offff''lar arasında tamamlamak istemiyorum. Hergün hayata geldiğim ilk gün ki heyecanla başlamak istiyorum. Birileri için kaygılanmak yada yaptıklarım için sorgulanmak istemiyorum. Belki de size ''amaçsız'' olarak geliyorum bu satırları okurken. Aslında tek bir amacım var.


''Kendimi bulmak.''


Not: Bugün ona mail attım.

''Fabrikasyon olarak büyüdüğümüz bu toplumda defolu olup gerçek olduğun için, insanları değiştirmenin kendini kandırmak olmadığına inandırdığın için fikirlerini sonuna kadar savunduğun için teşekkür ederim.'' dedim.

Gerçekten beni tanımasa da mutlu ettiği için teşekkür ettim.Yaptığı her işte onun yanındayım.

3 Ocak 2010 Pazar

Ne Sıradan Bir Şiir Mesnet Diyip Sıradışı Yaptım


Öyle bunaldım ki sevgilim nefes alamıyor damarlarım
Miğdemi bulandırıyor bu sahte duygular
Gözlerimi kapattığımda görebiliyorum gökkuşağını

Sırtıma yapışmış bir çanta gibi geçmişim
Yapışmış derime kokusu sinmiş küfünün
Ruhuma sığmıyor ayaklarım

Dünya ne kadar rahatsız sen yokken
Yastığım kesiyor suratımı

Gözlerime yapışmış suratın
Tarağımdaki saç tellerinde bile görür oldum siluetini
Kopuyor musun o kadar çabuk sevgilim

Hiç anlamadım bu ucuz kırmızı şarap ritüelini
Pank dinliyorsam illa onlar gibi olmak zorunda mıyım ?
Kuşları seviyormuşsun konuşmuyorlar diye.
Onlarda seni seviyorlar ,düşünmüyorsun diye.

Kibrit kutusu kadar sev onu dedi doktor
Ama ben doktoru sevmedim
Ve seni
Ölçülemiycek kadar çok sevdim.






NOT: Çok sevdiğim bir grup olmasada klibe taptım falan yani. Merlini izliyordum işte reklamlara girince MTV'de gördüm dedim hayalimdeki Dükü bulma şeklim xD O şeytan maskesi takmış bende Tanrıça Hera şeklinde maskeli bir baloda ahh ahh hayaller hayaller hayaller. Sevgili Düşesimiz Voodoo istihrahete çekilmeli bence (:
Not: Benfrijitolmaklaberabervajinusmusumtabibubirsır

2 Ocak 2010 Cumartesi

Uzun Yazı 3-5 Ayrı Konu Nasıl Bağladın Dersen...

Ya ben düşündüm de çoğu şeyi isteyerek yapmışım ama birilerinin dürtmesiyle. Mesela tenise raketi elime alıp korta adım attığım ilk anda işte olmam gereken yer burası dedim. Sonra kurslar 300 liralık götümüze kol gibi giren raketler falan filan. Noldu sonra bıraktım mecburen. Hala içimdedir. üniversiteye gidiyim yeniden başlamaya inat ettim. Takım sporlarlarıyla pek aram yok be hacı. Birisi hata yapınca affedicek sabrım yok.Tenis öyle değil ama fileye takılınca raketi yere fırlatıp aaaaaaaaaaaaaah diyip dişlerimi sıkardım. Çok acayip geçirirdim. Gördündüğü kadar basit sanmayın yada karı-kız sporu demeyin. Ne erkeklerin ağzına sıçmışımdır. Biri de aşık olduğum çocuktu.Aklı sıra erkek ya güç gösterisi yapıp servislerden sayı kazancaktı. 3 oyunuda aldığımda ağlıycaktı. Ama şerefsiz bir antrenörüm vardı. O kadardı ki ben kazanmama rağmen bir üst turnuvaya o itoluiti sokmuştu. Sikerim böyle işi diyip terkettim.


Sonra küçükken annemler baleye yollamıştı.Ama ben 2 ay sonra ''gitmek istemiyorum ayaklarım çok acıyor'' diye ağladığım an beni almışlardı. Aslında yalandı. Sürekli beni kısayım diye hor görüyorlardı kaltaklar. Sürekli üstüme gelince annemlerin katı kurallarının dışına sıçramayı başarmıştım.


Şimdi ise o kadar özgürüm ki her söylediklerine geçerli cevaplar veriyorum ve bişi diyemiyorlar. Sadece ev konusu biraz karışık. Hala onların istedikleri saatlerde eve dönüyorum. Haklılar etraf it kopuk dolu. Tek başına olmak zor. Dün daha cafede otururken yan masadaki itlere biber gazını gösterip sustum. Başınızda erkek olmadan doğru düzgün cafede oturamıyorsunuz. Otobüste abazalar yanınıza oturmaya çalışıyor. Napcağınızı bilemiyorsunuz akşam saatinde.


Az önce bir hatunla tartışıyoruz yeni yıldan beklentin ne falan. Ben klasik sıraladım. Mimar Sinana gitcem sonra çok yakışıklı ve zeki bir sevgili bulcam (ay var mı öyle bir erkek). Sonra kız nasıl biri olsun dedi. Ne biliyim tesadüfen gelsin dedim. Ama nasıl bir tip işte diye ısrar etti.

Bende Siparişimi verdim tabi ''Esmer olsun onların ten kokusu çok huzur verici oluyor, sonra çok güzel dişleri olsun hatta diş fırçasıyla falan dolaşsın, gözleri iri olsun iri gözlüler güven verir çünkü, sigara içmesin ama böyle arkadaşlarla bir yere gittiğimizde içsin çünkü bende içerim.Benden bayağı uzun olsun 1,80-85 ideal yani böyle geniş omuzlu olsun koruyucu gibi. Burnu küçücük olsun yada boncuk gibi. Temiz ve bakımlı olması da ön koşul herşeyden önce. Böyle kayısı gibi bir teni falan olmalı. Saçları çok uzun olmasın. Böyle dağınık dursun. Bıyıklı olabilir hatta ''Anan gibi saç uzatcağına baban gibi bıyık bırak'' diyebilceğim türden. Sonra acayip zeki ve olgun olmalı, çocukluk sevmem zaten ben çocuğum beni olgunlaştırcak biri olsun. Zeki olmasından çok, çok bilgi birikimi olmalı ,her konudan konuşulabilmeli, böyle gerektiğinde futbol diyorsa gerektiğinde eskrimden de hakkını vermeli. Hep benden üstün olmalı tabiki. Sonra işte az birazda ünlü ve popüler olursa yemede yanında yat'' dedim xD Evet ben de o taş bebek meraklısı kızlardanım sorun o ki istediğini elde eden o kızlardanım xDEğer çevrenizde tanımlarıma uyan birini tanıyorsanız 0506-jfjfndnsdksdn oldu canım öpüldün xD


Geçen gün gazete okurken rastgeldim bu konuya parmak basıyım dedim. Erdil Yaşaroğlunu ailecek sevip izliyoruz. Annem altıngünlerinde Erdil abinin espirilerini yapıyor demiyceğim ama.cidden karnım patlar okurken. Zaten bir o, birde Yiğit Özgür.NEyse abi gazetede kısa bir röportaj yapmışlar ama açılan davaları çok acayip eleştirmiş okurken ben bile güldüm suçlamalara mesela ''Tayyip Erdoğan için 'Acı,elem ve ıstıraba gark olmuştur' '' diye bir gerekçeyle açılmış Tayyipler Alemi adlı kapakta 8 figür için figür başına 5bin liradan toplam 40 binlira tazminat istenmiş. Dedim ki ''Yarası olan üstüne alınır'' Sevgili Tayyip biz ilk kez senin gibi bir devlet başkanı görüyoruz o yüzden bu garip tepkilerimiz. İnsanlar o kapaklara kapak olmak için para ödüyor sen bedavadan kapak oluyorsun daha ne istiyorsun be azizim. Keşke beni çizseler. torunlarıma gösteririm bak yavrum beni çizmişlerdi ahh ahh hey gidi günler hey derdim. Eeee azizim kimisi bulamaz kimisi de bilemez. 'MetÜst' abime de dava açmışlar 'Toplumun ahlkanı bozuyor' diye. Dedim ey güzel insanlar. Mizah dergilerinin amacı 18-25 yaş arası genç topluma hitap etmek amaçlı çıkarılmıştır. bu yasal gözükendir.Ama toplumumuzda 12-18 yaş arası bir okuyucu kitleside bulunmaktadır. Ayrıca toplumun ahlak değerlerine karşı bir terslikde yoktur. Ailesel olarak çöküntü yaşayan bir toplumdayız. Ailede terbiye verilmiyorsa ahlak anlayışı yoksa çocuk da neden olsun. Sen bak evladım bunlar bunlar da var ama bunlar çevremiz tarafından hoş karşılanmıyor dikkat et demezsen çocuk bu karikatürlerde gördüklerini herhangi bir konuşma ortamında anlatırsa o zaman ahlak bozan dergi oluyor der kendini aklayıp paklarsın. Sana burdan kocaman '''YOK EBENİN!!'' diyorum. Ebeveyn olda görevlerini yap sonra suçu mizah dergilerinde falan bul.



Neyse abi Bilim teknik denen zımbırtıya zam gelmiş ona sinirlerim bozuldu. Bu arada uykusuzun kapağını Oky çizmiş herhalde onun çizgisi yani bariz belli.Bu arada acayip derecede her çizerin çizgisini bilirim bir kere ahmedinkini bilmeye çalışmıştım cihan kılıç çıktı ben bozuldum ama gelde toparla ahmed dalga geçiyor benle ahah hani biliyordun ya diye diyorum tamam ya tokat gibi indi gerçek suratıma o da kıyamıyorum veda busesi gibi insin diyip çıkıyor. Böyle de dayanılmaz bir insanım işte xD Ondan değil de insanlara nasıl davranırsanız öyle davranıyorlar. Ben mesela herkese 10 üstünden değer veririm. Bizim Naylon 3 Alex 1 Balıkadam 8 Ahmed 10
Sevgilim dublesıfır xD



Onu siktiredelim şimdi. Future Mail diye birşey duymamış olamazsınız. Kendinize mail atıyorsunuz ama mesela ne zaman gelceğini siz belirliyorsunuz. 10 yıl sonrasına atıyorsanız 10 yıl sonra mail gelen kutusunda falan. Bende bugün attım. Seneye istediğim bölüm olmazsa daha az üzülüyüm diye tesselli ikramiyesi tadında bir mail oldu. Evet sizde kendinize atın bakalım neler değişti neler kaldı xD


Not: Kendimi seviyorum lan. Böyle güzelim falan. Aslında çirkinimde herkes güzelsin diyip tesselli ediyor gibi hissettiğimden çirkinim diyorum biliyorum yoksa bende güzel olduğumu. Ama ne biliyim lan güzelim işte ama önemli olan zeka ben zekiyim işte xD