18 Ocak 2010 Pazartesi

Boynumun Borcu Yaratıcı Blog Ödülü


Bunu sanırım birkaç gün önce Amaltheian yapmıştı.Bende o yaratıcı bloggerlar içinde olduğum için 7 kişiyi seçip burda bir güzel linklerini verip onlardan da bunu yapmalarını istemem gerekiyormuş.

Öncelikle Amaltheian'a teşekkür ederim.

Ve ve ve 7 yaratıcı insanı takdim ederim.


1. Beyaz Büyü

2.Alice in Wonderland

3.Halimce Günce

4.Karakutu

5.Palas Pandıras

6.You.Me.Whipped cream.Handcuffs...

7. -lâl'im 'si


Ya öyle işte madem yaratıcılık var. Gördüğüm yaratıcılar kendileri.


Şimdi bu 7 kişinin yapması gerekenler varmış.


*Sizi ödüllendirene teşekkür edin.
*Sizi ödüllendirenin blog linkini yayınlayın.
*Ödülün logosunu yayınlayın.
*7 yaratıcı blogger ödüllendirin.
*7 blogun linkini yayınlayın.(En zoru bu zaten)
*Ödüllendirdiklerinizi haberdar edin.
*Kendiniz hakkında 7 ilginç şey yazın.

Ben Ve muhteşem 7lim.




1. Koku duyum bir köpek kadar gelişmiştir.


2. Ne bulsam giyer çıkarım, o yüzden ben olduğumu hemen anlarsınız.


3. Kelebek deseni takıntım vardır.


4.Şu andan itibaren en nefret ettiğim sayı 7 oldu.


5.Hiçbir zaman gülerek uyanmam.


6.Bende Edward karakterine aşık olan o ergenler gibiyim bazen.


7.Bu ödül işini gereksiz buluyorum aslında. Hayır yapmasak ne olcak merak ediyorum.






Not: Ay bayılcam ama :(

17 Ocak 2010 Pazar

Geç Kalınmış Yaşanmışlıklar Düşündükçe Can Yakarlar

Bugün dershanemin saçma sapan konferansına gittik. Yol boyu zaten dalga geçiyorduk birbirimizle. Biz böyleyiz hani kimse bozulmaz herkes kendi eksik yönünü biliyor ve bunu bir kusur olarak görmüyor. Mesela Naylon 25 falan gösterir. Boyu 1,70 falan. Ben şse makyaj yapmazsam 13 yaparsam 17 gösteririm. Ki 18im ama 1,65 boy işte.

Her neyse bunlar saçma ama biz bunlarla dalga geçiyoruz ne biliyim belki başka biri olsa bozulur ama bizde öyle bir durum yok. Konferans salonuna gitmek için servise binerken 11ler arkadakine binsin 12ler bu servise binsin dediler.


Ben bunu duyunca ''Naylon, adam sana dedi ki 'Veliler binmesin' duydun mu?'' dedim. Biz boğuluyoruz gülmekten tabi. Naylonda bana dedi ki ''Voodoo, adam SBSler binmesin dedi sen duydun mu?'' dedi.Biz gene patlıyoruz. Bende ''Naylon Anne o zaman inelim sen bana elma şekeri al!'' dedim. Tabi siz bunları okurken yarılmıyorsunuz çünkü bazı şeyler bazı zamanlarda komiktir. Bu tıpkı Cem Yılmazın espirilerini başkalarının yapması gibi birşey. Yani felaket.


Bugün sınava dair kaygılarım azalcağına arttı. VE bu konferansı veren beyfendi babamın arkadaşı.Aksi gibi adam beni tanıyor. Salona girerken Merhaba canım baban nasıl? diye sorunca kendimi o kitleden bağımsız hissettim. Bir ara gidip ''Ya Sınavcı amca ben bir çocuğa aşığım çok kaygılıyım napcam?'' diye saçmalasam dedim.


Sonra o gitse babama anlatsa babamın tepkisi nolur? Kızmaz ama muhtemelen bir tanışalım triplerine girerdi. Babama taparım. Şu dünyada erkekler ikiye ayrılır benim için. Babam ve diğerleri.

Babam çok iyi birisidir bu dünyada bana katlanabilen tek erkek diyebiliriz. ''Baba hadi sinemaya gidelim biletler senden mısırlar benden'' derim gideriz.

Babam hatta ''Voodoo sevgilin mi var kızım?''diye sormuş insandır. Hatta eski sevgiliciğimi hissetmiştir ve ''Kiminle arkadaşlık ediyorsun bilmiyorum ama dikkat et, seni böyle üzmeye kimsenin hakkı yok hatta seni bu hale getirmeye hiç kimsenin'' diyen bir insan.


Şimdi hepiniz ee baban sonuçta o kadarını yapcak diyebilirsiniz. Ama benim için bunlar büyük şeyler. Eğer kimse sizi sevdiğini belli etmiyorsa birisinden gördüğünüz ilgi o kadar değerli ve anlamlıdır ki... Her zaman derim birine ''Seni seviyorum'' demek için geç kalmayın. Geç kalmayın çünkü geç kalırsanız herşey için geç kalmış olursunuz. Tıpkı benim gibi. Tıpkı senin gibi. Eğer taboo ben başımı derde sokmadan önce söyleseydi beni sevdiğini , ben hayatımın hatasını yapmıycaktım. Tek bir cümle bütün hayatımızı etkileyebiliyor bazen.


Bazen kendimi avutmak için. ''Ne kırılıyorsun be Voodoo, ne takıyorsun bu kadar. Alt tarafı sözcük, harf yığınından ibaret. Bunlar mı değiştircek duygularını bunlar mı üzücek seni. Birkaç kelime mi ağlatcak , yada birkaç harf mi acılarını dindircek.Ayağa kalk ve devam et.''


Devam ederim. Devam ederiz. Elbet edilir zaten. Ama ne düşünerek , ne hissederek. Bir zaman bu avuntuyla idare ederiz. Taaa ki bir cümle sizi enkaz haline getirene kadar... Sonra ne mi olur?

Ağlarsın,sızlanırsın,ilgi beklersin, sonra nolur bütün beklentilerin zaman kaybı olur. Yine tek başınasındır. Tek başına toparlanırsın. Tek başına başlarsın, tek başına devam edersin. Tek başına geldiğin gibi, tek başına gidersin. Ben alıştım artık bu tekliğe.


Son 1 yıldır babamla böyleyiz. Bunun sebebi de elbette annem, evde ittifak ve itilaf devletleri gibiler. Ben ise ara bulucu ve sömürgeci Amerika gibiyim. Elbette Amerika sömürgeci değil efendim. Biz öyle sanıyoruz çok ayıp.Ama babamla hep daha iyi anlaşıyorum.O beni daha iyi anlıyor bende onu. İkimizde annemi çok iyi tanıyoruz.


Kendisi tam bir sorun, değişmeyen geri kafalı tam bir tabu kadın ya. ''Beni seven böyle sevsin'' diyip herşeyi kendisinin doğru bildiğini sanmıyor mu? yemin ederim babamla sabır sabır sabır demekten usandık. Eğer üniversiteyi kazanırsam şehir dışı yazcam sırf bu kadından kaçmak için. Anne diyorum gel psikoloğa gidelim belki yardımcı olur diyorum. Tabi kızım gidelim herkes gitmeli zaten diyor 5 dakka geçmiyor. Ben gitmem beni seven böyle sevsin triplerine başlıyor.


Babam ahh babam canım babam boşasa da huzuru bulsa adam. Hergün kavga etmekten ne anlıyorlar? Beni ne sanıyorlar? Mutsuz görünen mutluluk rolleri tanrım çok yorucu değil mi ? Sevmediğin birisini seviyormuş gibi yapmak ve bu saçma oyunu oyunun bittiğini görmeden devam ettirmek...



Neyse bugün çok çok döktüm susmak iyidir. Susun.

16 Ocak 2010 Cumartesi

Düşüncesi Bile Kötü

Dedem 3 yıldır kanser. Kanser olmasına tek sebep kendi inadı. Ameliyatı reddetti. Ama sonra mecburen kabul etti. Ama herşey için çok geçti...

Şu an ne düşünmem yada ne hissetmem gerektiğini bilmiyorum. Kemikleri kırılmaya başladı. Doktor pazartesiye çıkmaz diyor. Ölse üzülür müyüm bilmiyorum. Duygusuz diyebilirsiniz gerçekten bende öyle düşünüyorum.


Ama bazen ölüm bizim için birşey ifade etmiyor. Dayım öldüğünde de üzülememiştim. Ağlamamıştım. Sadece annem ağlıyor diye ağlamıştım. Bu sefer de öyle olcak sanırım.

Belki dayımla çok birşey paylaşmadık o yüzden üzülmemiştim. Ama dedemle çok şey paylaştık her zaman aramızda bir mesafe vardı ama üstümde emeği çoktur. Ben küçüktüm hep dalga geçerdim. O ise hep gülerdi. Beni parka götürürdü. Dönüşte çok yorulduğumdan mızmızlanırdım yürümek istemezdim sırtına alırdı.


5 yıl ilkokul hayatım boyunca okula götürüp okuldan alırlardı. Hiç çanta taşıdığımı hatırlamıyorum. Hep dedem taşırdı. Annem ve babam çalışıyorlardı. Beni babaannem büyüttü. Aile kavramı bana hep uzaktı o yüzden. Ailem genelde babaannem ve onun emirlerindeki dedemden ibaret.


Şu an üzülmem gerek. Ama yapamıyorum. Dedem sanki tüm bunları isteyerek yapmadı. Babaannemin zorlamalarıyla, mecbur bırakıldığı için yaptı. Böyle kalmış hafızamda. Sevgiyle yapsaydı. Belki şu an beni seven birisi ölücek diye üzülebilirdim. Ama sevdiğini hiç hissetmedim yada sevgisini göstermesini hiç anlayamadım.


İşte ölüm bazen böyle anlamsız gelir size. Tıpkı hiç tanımadığınız birisinin ölmesi gibi.O tanımadığınıza üzüldüğünüz kadar üzülürsünüz.


Şu an ne yapcağım hakkında hiç bir fikrim yok. Dedem bir kaç gün içinde ölcek.Ama nasıl olcağım hiç bilmiyorum.

15 Ocak 2010 Cuma

Carousel

Dediğin gibi yaptım
Senden gittim senin istediğin gibi
Herşeyin mükemmel olmasını beklediğin gibi
Ama bak herşey daha da kötü oldu
Tıpkı beklediğim gibi.
Artık bir önemi yok ki sevgilim.
Ben öldürdüm seni.
Sense karanlıkta kaybettin beni.

Gerçekten önemli değil
Sadece gözlerini kapattın.
Belki henüz farketmedin.
Beni kaybetmedin.
Gözlerini açınca tam karşında bulucaksın beni.
Sen saklambaç oynamak istedin.
Ben kaybetmeyi yeğledim.
Zaten kazanmak zorunda da değildim.


Bence en güzeli
En sevdiğin filmin en sevdiğin sahnesi gibi yaşayalım aşkı
Tıpkı Atlıkarınca gibi.
Hem özgür olalım hem de sadece birbirimize ait olalım
Her yere gittiğimizi sanalım ama hep aynı yerde kalalım.
O saçmasapan müzik bize çok anlamlı falan gelsin
Ama aslında hiç birşey ifade etmesin.
Sonra tur bitsin.
Ben sızlanıyım ''Lütfen bir daha binmek istiyorum''diye
Sense ''Ben dönme dolaba binmek istiyorum''de.
Ama sevgilim, benim yükseklik korkum var.
Ayrılığımız bile çocukca.



Buda bitişte çalan Şarkı işte Carousel(Atlıkarınca) Blink-182 şiire uysun diye elbette bir pank şarkısını imoşınıl yapamayız (:
">

Aman Tanrım!

Gerçekten Aman TAnrım! Nedir bu blogger ödülleri azizim. Sürekli olarak yazarlar tarafından ödüllere layık görülmekteyim. Son olarak Amaltheian tarafından yaratıcı blog ödülüne layık görüldüm.Kendisine burdan çok teşekkür ederim en kısa zamanda yapmam gerekenleri yapacağım ama bugün değil. Bu yazıda değil. En kısa zamanda.


Bugün zaten elim ayağıma dolaşmış ne yapcağımı bilmez bir haldeydim. Geç kalktım. Rüyalara doyamadım.Bugün psikoloğuma telefon edip çok acil görüşmemiz gerek dedim. İlk kez özel hayatımdan bahsetmeye niyetlendim. Ama durdum. Gitmedim. Gidemedim. Kimseye duygularımı açamıycak kadar güvenmiyordum. Blog hariç. Burda istediğimi yazıyorum. Kimse bilmiyor.Ama ne yapcağım konusunda da kimse yardımcı olamıyor.


Bense bilinmezliğin içinde sürüklenmiş gidiyorum.Kafamda düşünme mekanizmasının tam ortasına oturmuş bir duygusal kaos var. Durmadan dinlenmeden sürekli beni meşgul ediyor. Kovamıyorum bile. Ah biz Kadınlar neden duygusal zeka baskın olur ki. Kendimi bazen sevemiyorum bu yüzden. Ki ben birisi ''Seni seviyorum'' dediğinde ''Teşekkürler bende kendimi'' diyen bir insanım.


En azından çok içten söylüyorum yapmacık olarak bende seni seviyorum demiyorum. Seviyorsam zaten o an söylemem. İçimden gelmez.Durup bir anda ''Yaaa ben aslında seni çok seviyorum'' derim genelde. Genelleme yapmamdaki tek sebep ise genelde çok az kişiye onu sevdiğimi söylemişimdir.

Off ben napcağımı bilmiyorum. İtörnılsanşayn gibi hafızamı temizletebilsem keşke. Anılarla yaşamayı sevcek kadar mantıklı değilim. Hayalci yapımın en eksi özelliği. Zorlanınca arkana bakmadan kaç! Tıpkı şu an o duygulardan kaçmak istemem gibi. İstiyorum. Sadece istiyorum. İstemem bile onun unutulmasını güçleştiriyor.


Eski sevgilimi böyle unutmuştum aslında. Unutmak istiyorum diye değil. Unutmamak istiyorum diye. Yani onu istediğim kadar düşündüm çünkü çok vaktim vardı. Sonra birgün sıkıldım ve başka birşeyler buldum. Artık boş zamanlarımda onu düşünmüyordum.Yeni hobilerim vardı. Kitap okuyordum mesela. Kafa dağıtmak için en iyi kitaplardır felsefe kitapları. Eğer roman okursanız başrol genelde kendiniz olursunuz.Aşık olduğunuz karakterde istisnasız o olurdu.


Ama şu anda hiç boş vaktim yok sürekli ders çalışmalıyım. Ama ''O''nu düşünmek bende sürekli bir isteksizlik yaratıyor. İstemiyorum sanki. İstanbul gözümde değerini kaybediyor. Ben aslında... Ben aslında İstanbula gitmek falan istemiyorum. Ben Nottingham Üniversitesiyle yazışıyorum. Burs olanağı sağlayabilceklerini söylüyorlar. Ve ben gerçekten İngiltereye gitmek istiyorum. Rüyalarımın her anı orda geçiyor. Çift katlı kırmızı otobüsler. Büyük Londra Köprüsü. Rüyalarımın sahibi dev Nottingham Sarayı. Yalnız yaşancak en güzel şehir.


Sevgili Terazi burcumuz Voodoo. Ne kadar kararsızım tanrım. Aman Tanrım! Ben gidip dişlerimi fırçalıyım. Kuzenimin hangi cehenneme koyduğu diş ipimi bulup sonrada yatıp uyuyum sabaha kadar da kimya ve fizik çalışıyım. Şu fizik dersine kıyamıyorum lan. Bir tek fizik kitaplarım düzenli diğerlerini cart cart yırttım. Ahh ahh sevgili ailem izin verse keşke fizik yazmak isterdim. Ne yazıkki Türkiyemde üniversiteler amaçları dışındalar. Eğitim amaçlı değil meslek amaçlı!

14 Ocak 2010 Perşembe

Murphy Kanunlarının Aralıksız İşlediği Günün Sonu

Evet evet bugün gerçekten çok fenaydı bir önceki yazıda başıma gelenlerden dolayı. son darbeye gelelim. Eski sevgiliciğim aradı ben tabi numara falan sildiğim için mal gibi açtım. Hemen konuşmayı yazıp gidiyorum. Eski sevgiliyle konuşmanın kısası makbüldür. Kısa boylu kızda makbüldür. Misal 1,65 olmam önemli xD


Neyse...
dınıdınıdınınınım....
Voodoo: Ha?(meşhurdur Ha diye açışlarım benim numaram olduğu burdan anlaşılır zaten)
O: Naber Voodoo?
Voodoo: Sen kimsin ?
O: Ben O'yum
Voodoo: Eee niye aradın?
O:Hiiiiç..
Voodoo: İyi o zaman hoşçakal.
O:Duuuurr! şey diycektim... Ben seni çok özledim.
Voodoo:.......... (Sessizlik)
O: Voodoo orda mısın?
Voodoo: Evet.
O:Birşey söylemiycek misin?
Voodoo: Söyliyceğim.
O: Bekliyorum.
Voodoo: SİKİMDE BİLE DEĞİLSİN!
DAaat DaaaaT Daaaat

Ehehe evet işte Eski Sevgili Sorunsalımızı da Böylece Çözmüş Bulunuyoruz. Herhalde bir daha arayamaz. xD

Sağ Yanım Sızlıyor Sevgilim. Evet Sağ Yanım.

Sabahtan beri ağzıma sıçıldı resmen. Tüm gece sevgilim rüyamda ''Lütfen beni ara beni ara çok ihtiyacım var sana mutlaka ulaş bana senden başka kimse yardım edemez!'' diye inim inim inliyordu. Elbette ARAMADIM. Niçin arıyım efendim?Numarası bile yok ki xD Onu geçtim. Hadi ulaştım diyelim. Ne diycem? ''Ya dün gece rüyamdaydın yardım istiyordun iyi misin ? '' diye mi aradım diycem. Kıçıyla güler ve son iletişim sistemimizide kopartır atar.

Bir de ne zaman rüyama girse tüm gün kötü geçiyor efendim. Uyandım deliriyordum az daha. Sular mı kesik. Ben duş almadan çıktım mı?. Okula gittim. Çay aldım. Şangırt üstüme döküldü mü?. Sağ göğsümden göbeğime kadar kıpkırmızı mı ? Eve gittim mi hemen. Yazılıda var ohh. Annem beni süpersonik bir espiri yapmaz mı ? ''Voodoo ahahah ekmek tekneni yakmışsın'' diyip gül gül ölmez mi? O güldükçe ben onu öldürmek istemem mi? Şimdi sızım sızım sızlayan bir yanım var artık sevgilim. Teşekkür ederim.

Kısacık cık cık cık.

13 Ocak 2010 Çarşamba

Öpsem.


Şimdi bugünkü biyoloji dersinden ilham alarak bir şiir yazayım dedim efendim 6 saat biyoloji görünce beynimin sulanma ihtimalini gözönünde bulundurursak saçmalamalarım için özür dilerim.

İnterfazla başladı ayrılmamız
Büyüdük dedin Tamam dedim.
Sitoplazmamızı büyüttük organellerimizi artırdık
Artık birbirimizden gitmeye hazırdık.
Çekirdekciğimizin zarı eridi önce.
Hadi dedin.
Kromatin iplikleriydik, eşlendik.
Kısalıp kalınlaştık.
Sevgimizi küçülttük.
İhtiyacımız kalmasın diye
Adımız değişti. Kromatit olduk.
İğ ipliklerine tutunduk savrulmamak için.
Profazı böyle bitirdik ikimiz.
Merkezde tek sıra dizildik.
Biliyordum son kez yanyana geliyorduk.
Metafazdı son görüşmemizin adı sevgilim.
Ayrılığın sinyalleri verildi son olarak.
Anafaza geçtik.
Şimdi zıt kutuplara çekildik.
Eskiden yanımdaydın şimdi karşımda sevgilim.
Telefaz sonumuz oldu.
Artık iki ayrı hücreyiz.



Evet size bölünmeyi şiirsel yorumumla anlattım aklınıza takılan bir soru olursa yardım ederim. Tüm dersleri böyle yapsam ohoooo hayatı edebiyat tadında yaşarız. Şimdi asıl konu başlık. Türkçe dersinde fiileri işlerken şart kipinde örnek olarak Öpsem diyen insana insan diyememem. Dedim gel öpiyim. Ama tabi ortam karıştı.


Asıl konuya dönersek. Bugün şok şok şok şok oldum çünkü Eserce beni blogger ödülüne layık görmüş. VE '' 18’lik çıtır arkadaşımız yazılarda zıp zıp zıplayan yorumlarıyla beni keyiflendiren blog yazarlarımızdandır . Kendisini zıpırlık ödülüne layık görüyoruz :) '' demiş. Ve kendimi çok birşey sanmama sebep olmuştur xD Öncelikle onu tebrik eder. Çok yakın zamanda yapıcağım ödül dağıtma yazısıyla hangi dalda ödül aldığının süpriz olduğunu belirtmek isterim.



Ve hani size demiştim ya. Voodoo yaptım işte. AMa büyüsüz tabi xD

12 Ocak 2010 Salı

Voodoo ?

Merhaba, merhaba, merhaba !

Bugün size Voodoo nasıl yapılır onu öğretceğim. Aslında bende bilmiyorum karşılıklı öğreniriz. Ya baktım ben sürekli bu bebeklerden alıyorum. Dedim yazık lan avuç içi kadar şeye 5 lira veriyorsun 8 tane alınca dedim otur kendin yap gerizekalı baban sokakta mı buluyor parayı? Neyse işte gittim bir sürü keçe aldım evet bildiğimiz keçe. Sonra bir avuç düğme. Mumlu ip. Birde yorgan iğnesi. bir kaç parçada renkli kumaş. Evet keçeyi aldım bebek figüründe kesiyoruz iki parça aynı olcak tabi. Sonra yüzü olcak kısmına göz ağız falan dikiyoruz sonrada o kumaş parçalarından yama yapıyoruz mesela bir kalp ! Sonra o iki parçayı dikiyoruz ama küçük bir delik kalcak şekilde içinede basıyoruz pamuğu, sonra tekrar dikiyoruz o deliği. Ve Voodoo hazır.


Sıra geldi büyü şeyine. Şimdi o büyü işi azcık sakat ben korkudan yapamadım ama bir duası var Ay tam dolunay olduğu gece ateş yakıyormuşsun. Bebeği ateşin üstünden geçirip geçirip duayı okuyormuşsun. Dua'da abuk birşeydi yabancı bir sitede vardı ''Voodoo Hoodoo Doll!'' diyordun ayinin tam ortasında. Sonra o artık kime büyü yapıyosan onun fotoğrafı saçı tırnağı birşeysini ateşe atıyordun. Sonra o ruhlar geliyordu. Ruhlar senle iletişime mi ne geçiyormuş. Sonra ömür billah gitmiyorlarmış. Falan filan. Hacı büyü işi sakat. Yani ben yaptım ama tutmadı tutsaydı şu an bu satırları yazmaz çoktan Hugh Grantla evlenmiş mavi gözlü kumral çocuklarım olmuştu.


Neyse efendim şu psikolog işi çok güzel. Tüm moralimi düzeltti yemin ederim. Kadın bir iyi bir iyi sorma yani. Şimdi gidip ona telefon açıcam. Beni mutlaka ara Voodoo dedi. Sen çok yüksek potansiyeli olan bir kızsın dedi. Ee tabi bana da ver parayı bende sana seni seviyorum derim. Hatta çok para ver sana aşığım bile diyebilirim xD Ebesinin şeyi şaka tabi. Yok yani cidden nerdeyse tüm kaygılarım ve korkularımı kışaladım xD


Dün bir de taksiciler kavga etti. Dün durağa 10 metre kala yürümeye üşendim. Yoldan gelen taksiyi durdurdum. Adam hanımefendi duraktan binmiycek misiniz? dedi. Hayır dedim. Sonra duraktan bir adam koştu geldi. Kardeşim napıon sen de durak var burda görmüyor musun da şöyle de böylede beni arabadan indirip başka taksiye bindirdiler. Diyorum Allam çok korkuyorum :( Neden hep benim bindiğim takside sorun çıkıyor. :( Allam nolur eve varıyım diye ne dualar ediyorum içimden. N eyse işte Zaten hep beni bulur böyleleri. Yani gerçekten ilaç prospektüsünde milyonda bir görülen yan etkinin bende görülmesi kadar şanslıyım.


Ay bugünüde ordan burdan şurdan yazarak bitirdik ben gidip ders çalışıyım biraz 3 haftadır yatıyorum bir de Öss ye gircem :(

11 Ocak 2010 Pazartesi

Ay Damarlarım!

Yine damarıma bastılar benim. Yine sinir katsayım tavan yaptı yine. Yine elim ayağım titrer oldu çaresizlikten. Yine ne oldu lan yine ?

Ay bayılıcam yemin ederim. Öyle gereksizlerle uğraşıyorum ki. Kendime kızıyorum. Ay bırak koyun kalsın.Ne uğraşıyorsun azizim değil mi?

Şimdi böyle bazıları o kadar gerizekalı artık bıraktım böyle uğraşmıyorum bile kendi ''Hayal Dünyaları''nda fink atıyorlar. Benim iğnelerim (Adım Voodoo değil boşuna) canlarını çok yakıyormuş o bazılarının. O bazıları çok yakın bir gelecekte götlerine girerken o şişler sorcam o zaman ''Canın acıyor mu meleğim?'' diye. Ahh ahh kimseye iyilik yapmayın aa dostlar.Bak ben iyiliğini düşünüp ailesinin veremediği şevkati ve Sıcak yuvamız akvaryumumuzun dışında bir okyanus olduğunu anlatıyorum ama gel gör duymak istemiyor sonsuza dek hayatın akvaryumun içinde geçicek sanıyor. Oysa ben onu yeni bir yere bir göle koyuyorum istemiyor. Ha sen nerdesin diye sorarsanız Ben Nehirdeyim. Ama mesele ben değilim onun çırpınışlarını görünce yaşatcağı acı. Bir de böyle herkesi bir sahiplenirim ki of lanet olsun yani. Sanki bir parçammış gibi kıyamam. Evlat lan xD Hayır bana keşke dedirtcek ben ona üzülüyorum.



Ha bir de o bazılarının bir huyu var. Bildiğin acıtasyon(Bu kelimeyi bazı öküzlerde bilmezler o öküzlerle geçmişi anlatmıycağım)Neyse işte bunların klasik fixtir ''Yalnızım'' tripleri. Kendilerini Cool falan sanıyorlar herhalde.Sonra bir de ben yalnızım kimse beni anlamıyor kimse beni sevmiyor triplerine girerler ki çıkamazsınız işin içinden.Sevmek istersiniz sevince de '' Sevme beni!'' derler. Anlamaya çalışırsınız ki anlarsınız da ama hala ısrar ederler anladıklarınızı anlamsızlaştırarak. Yalnız bırakmak istemezsiniz Konuşmazlar. İşte böyle ''TUTARSIZ'' beş para etmez kişiliklere sahip insanlardır. Siz acırsınız ama onlar acımanızıda istemezler. Ben onlara ''Gelişim Bozukluğu'' yada ''Fazla Gelişmiş Ergen'' diyorum.


Gerçekten böyle dengesizler kendilerini ne sanıyorlar çok merak ediyorum. Cool ?? Sanmıyorum çünkü eziklerin Cool olduğunu görmedim onlar anca diş fırçam kadar Coollar. Ulaşılmaz? Benim için tuvalet kağıdı kadar ulaşılmazlar. kalkıcam, banyoya gidicem, evet çok eziyetli. Çekici? ahahah en çok buna gülebilirim sanırım Bana hep Banu Alkan'ın çekiciliğini hatırlatıyorlar. Yani gerçekten çok çekici. Tam bir şuhlar.Peki ya vazgeçilmez olcaklarını mı düşünüyorlar? Ah evet vazgeçilmez olcaklar benim gibi anaç insanlar için. Genelde bizde acımaktan vazgeçemeyiz.


Neyse işte. Ben yine giydirdim gibi oldu ama asla. Ben giydirmem. Daha çok tenlerini analiz ederim. Bakınız bunlar gerçekler hayatımızın her anında böyleleri var. O yüzden napıyoruz? Çıkarabiliyorsanız hayatınızdan çıkarıyorsunuz. Çıkaramıyorsanız tam gaz acımaya devam. Yapcak birşey yok (:


Not: Bugünü Coldplay veMcFly günü ilan ediyorum. Ayrıca Fiona Apple'ada ayrıca bir şereflendireme layık görüyorum. Kahvaltıyı tek başıma kızılayda yapmak için güvenparkın içinden geçerken Ankarayı ne kadar özliyceğimi düşünürken fonda Fiona Apple -Mistake çalarken Atatürk Heykelinin üstünde güvercin sürüsü tam ben geçerken o heykelin yanından hareketlendiler VE üstümde tam 4 tur attılar. O kadar mükemmel hissettim ki o kanat çırpışlarını duymalıydınız sanki sizinde kanatlarınız varmış gibi hissediyorsunuz. Ve bugün Psikoloğa gittim gerçekten benim çok iyi hissetmeme sebep oluyor. Ama şimdi psikiyatriye sevk etti biraz ona uyuz oldum xD Neyse efedim iyi geceler her nerde beni okuyorsanız güneş ışığı gözlerinizden ayrılmasın.