1 Ocak 2010 Cuma

Sarhoştum, Hatırlıyorum.

Yeni yıl zımbırtısına girerken güya bizimkiler yok diye ökse otunun altında şarap içerek gircektim ya. Pehh tırt yani anca şiirde kaldı. Halamlar yer ayırtmışlar fasıla gittim onlarla. Zaten tek başıma sıkılırdım.Çok sade giyindim. Böyle siyah mini pileli bir etek, beyaz gömlek (ama süper dekolte falan), siyah ceket, siyah topuklu ruganlarımla zaten yeni yıl için süslenmiş olduğum bariz belliydi.

Neyse abi Turuncu kafalı bir herif söylüyor ama ses falan yok yani. Ben zaten 1 duble sonra açıldım.Artık o karga sesi bile güzel geliyordu kulağıma öyle diyim size.Şarkıların yarısını sıkarak söylüyorum kimisini de bilerek uyduruyorum ''Biz Heybelidee her geceee merdivenleri çıkardık tey tey tey'' gibisinden.Saatler ilerledikçe ben coşuyorum zaten.

Sonra o şarkıcı bozuntusu ara verdi.Bende o arada karşı masadaki çocuğu kesiyorum. Kesmiyorum aslında o bana bakıo bende ona bakıyorum. Niye baktığını anlamak için.Çünkü herifin yanında sevgilisi var ama o bana bakıyor.

Sonra anons etti bir tane herif ''Şimdi değerli sanatçımızı sahneye alıyoruz'' diye.Ben o anda bağırdım''Geliyorum hemen''diye zaten öyle çok büyük bir salon değil herkes duyabildi yani sesimi. Sonra bizim masadakiler koptu. Beni duyan herkes koptu. Şarkıcı bozuntusu bozuldu ama istifini bozmadı.Mikrofonu aldı yanıma geldi. ''Buyrun'' dedi.''''Gülnihal''i biliyor mu orkestra?'' dedim. Bu arada baştan sona ezbere bildiğim tek musiki şarkısı yani.Orkestra girdi. Herif mikrofonu da bırakmıyor. İtoluit dedim içimden. Neyse ben başladım ''yine bir gülnihaaaal aldı bu gönlümüüüüü'' diye hayvan herifte benle söyleyince anladım ki şarkıyı ona vermeliyim. Ben söylesem neyse.

Halam bu arada bana çok içme diyip duruyor. 3 güya sınırdı.Neyse dedim sonra oynak bişiler çalmaya başladılar ben kalktım nasıl göbek atıyorum ama. Hayır abi topuklularla zor oluyor düştüm düşcem. En son kuzen elimden tuttu masaya çıktım orda döktürüyorum. Topuklular yok ama yoksa düşerim yani. Halam falan nasıl ayaklandılar in aşşağı diye.

Neyse indik falan sonra bir amca geldi meğerse oranın sahibiymiş. Orkestra ''Haydi Abbas''ı çalmaya başladı. Her rakısını alan herifin başına gitti. Benim sınır 3 olduğu için. Halama yalvar yakar 4üde istedim gittim Haydi Abbası söylüyor. ''Haydi Abbas, vakit tamam , akşaam diyordun oldu akşam '' diye.

Sonra yeni yıla ''haydi abbas''la girdik.Sonra kuzenlerim bara gidelim dediler.Tamam dedim.Çankayada bir yere gittik . Ben hesap onlardan olduğu için çok bişi içmek istemiyorum. Zaten miğdemde altüst yani. Ben kola aldım. O hayvanlar Margarita aldılar. Bu arada 2 kız 1 erkek gittik. Bunların kafa süper sorun şu benimki de süper. Böyle yarım yamalak hatırlıyorum. Bir anlık boşluk boşluk boşluk falan şeklinde geçiyor gözümün önünden anılar.

Neyse işte ben bir dans ediyorum ooo sanırsın Pussy Cat Dolls üyesi falan.Sonra dedim bende içicem bana da vişne vodka aldılar cimri itler. Neyse içtim ama 1 saat geçmedi ben tuvalette öğürüyorum. Normalde hiç bir içtiğimde kusmamışımdır. Ama bunda bildiğin geberiyorum yani kusa kusa. Sonra kuzenler beni eve bıraktılar. Sabah gibiydi böyle hava aydınlıktı.Zaten ben kütük gibi sarhoşum kuzen beni yatağa yatırmış ama üstüm başım falan.

12 gibi uyandım telefona arkadaşım gelmiş onla buluşcaktık. Bir uyandım bir baktım yatağın içinde ayakkabılarlayım.Kalktım zar zor duşa girdim. 2de arkadaşımla buluştuk.Bu diyor işte tunalıya yürüyelim kızılaydan. Ben diyorum taksiler ne güne duruyor. Bindik taksiye gittik ama eskiden 7ye giderdik kızılaydan şimdi 10 nasıl bir zam gelmiş öyle. Sonra öyle konuştuk kahve içtik falan ama ben hala ayılamadım kafam zonk zonk zonkluyor. Kız bişiler anlatıyor. Ben dinliyorum ama ne anlatıyor bilmiyorum. Sonra yemek yemeye gittik.Kızılaya geri döndük falan. En son babam çabuk eve geri dön biz geldik demez mi ? Oha tamam dedim.

Saat 8 sularında Güvenparkın içinden koşarak metronun merdivenlerinden inen bir kız gördüyseniz yada metroda koşan bir kız. Yada karanfil 1de koşan bir kız yada meşrutiyeti arşınlayan bir kız. İşte o bendim. Eve nasıl geldiğimi bilemiyorum sadece buraları anlatcak kadar iyiyim.


İyi seneler diyemiyorum 2010da alkolik kuşlar gibiydim. L.E.S.S. nereye konduğumu iyi biliyor.

Not: Tüm yılın boktan geçsin sevgilim. Seni sevemiyorum.

30 Aralık 2009 Çarşamba

Gelirim Yine.

Aslında dün neler planlamıştım. Herşey muhteşem olcaktı.

Hatta dünün şarkısı olarak
bunu seçmiştim. Ama noldu ha noldu diye bir sorun. Götüm dondu. Nolcak. Dedem bayağıdır hastahanede artık son zamanları.İstanbuldan halam gelmişti dün akşama gidicekti. Ben de dedemin yanına gitmiştim. Halamı yolcu edip eve dönüp huzur dolu odamda ödevlerimi yapıcaktım.Planım buydu yani.

Ama halamı şutladıktan sonra babacığım hastahaneye geri döndü sonra eniştem mi ne gelcekmiş refakatçi olarak beni dedemin yanına çıkarttı kendisi aşağı indi.

Ben nasıl öfkeliyim ama böyle gözlerimi görseniz karşıma çıkmazsınız o derece. Bir hışımla odadan çıktım kantini arıyorum. Tam o uzun koridordan doktorların kenara çekile çeklie yolumu boşalttıkları o koridordan geçerek asansörlere ulaştım. Bu arada harbi asabiymişim onu farkettim. Doktor niye kenara çekilsin ?

Neyse asansörlerin orda iki kadın bekliyordu. Kokoş olan bana nazikçe gülümsedi ve ''Bize eşlik mi ediceksin tatlım'' dedi. Ben tabi az önce sel gibi önüme ne katsa giden öfkem bir anda şaşkınlıkla gülümseyerek ''Sanırım'' dedim.

Tüm öfkem kayboldu bir anlığına hiç şevkat beklemiyordum sanırım. O tatlım sözcüğü bir anda herşeyi unutmama sebep olmuştu. Kadın beni sigara içiyor sandı eşlik etmekten kastı oydu. Ama ben kantinin yerini sorduğumda bizde oraya gidiyoruz diyince anladım ki kantin dışardaydı.

Tanımadığım yabancı kadın bana çok kibar davrandı ve kantinin yerini gösterdi. Teşekkür edip yanından ayrıldım,gecenin 9u kimseler yokken kantinde tek başıma çay içiyorum ama hava nasıl soğuk.

O an nefretle ''Hava sıcak olsun istiyorum''dedim şu anda hava günlükgüneşlik yaz gibi ama dün gece ister istemez olmadı. Sanırım bu secret bende nefretle daha çok işe yarıyor.

Bir saatlik soğukta beklemem ve 1 bardak çay ve 4 bardak kahvenin vermiş olduğu öfke ve sinir gözlerimden yaş olarak akmaya başlamasıyla kendimi arabesk olarak duman dinlerken bulmam çok ümit verici değildi.

Sevgili babacığım ise sadece özür dilemenin herşeyi düzeltceğini düşünmüş olmalı ki iki kere özür diledi ama bu susmam için bir sebep değildi. Burnum akarken hasta olcağımın korkusu ve hasta edilmenin öfkesiyle ben ''Giden zamanı geri getiremezsin kardeşini düşündüğün kadar geleceğimi düşünseydin şu anda burda olmazdım, yarın dershaneye gitmiyceğim arayıp söylersin hatanı, ödevlerimi de sen yap o zaman'' diye çok güzel içimdeki patlayan volkanı bir güzel akıttım.

Eve gelince bir güzel de anneme anlattım olayları annem tabi gözlerimdeki öfkeyi görünce bana hak vermesi gerektiğini anladı. Kitapları alıp salona fırlattım ''alsın sabaha biterse ödevlerim giderim'' diye bağırarak.Sonra girdim odama kapıyı kitledim yattım uyudum.


Asıl konu bugün.

Sanırım bir süre buralarda olamıycağım. Son 97 gün kaldı sınava. Belki sınavdan sonra daha rahat ederiz. Bir süre kendimi soyutlamaya karar verdim. Ne aile ne arkadaş hatta telefonumu kapattım yeni bir hat aldım sadece annemler ulaşabiliyor. Eğer Mimar Sinana gitceksem ki gitcem. Çok çalışmalıyım. Matematik öğretmenlerim umutlu ama Türkçe Ve Biyoloji öğretmenlerim çok daha fazla çalışmam gerektiğini düşünüyor. Türkçe netlerim berbat.40 soruda 28 yapıyorum ki 30un üstüne çıkmam gerek.

Neyse güzel blogum canım blogum yeni yılı kırmızı kaplı bir günlükle merhaba diyceğiz. Görüşürüz.

not: Bu da sevgilime gelsin benden. Eyes Set To Kill- Darling


">

28 Aralık 2009 Pazartesi

Sewimsiz Olduğunu Düşünmediğim Bilgin

Siz bu bilgin beye bir fotoğraf yolluyorsunuz birde kelime yazıyorsunuz o sizin karakter analinizi çıkarıyor.
Ben bunu yolladım ''UZAK'' dedim.
Kendisinin yorumunu yazıyorum hemen (:



Voodoo uzak deyip bu görseli yollamış
vudu diyim ben :)
vuducum görmek istediklerin, yaşamak istediklerin o kadar birikmişki, adeta sana artık yük olmaya başlamışlar. gerçekleştirmek istediğin şeyler için zamanı kollamayı bırak. zamanı belki o andır. sonralara, erteleyip durarak, acılarını büyütüyorsun.
sana o an kaçış sunuyor belki, ama inan esir alıyor zamanla. sende farkındasın bunun ve belki sebebsizce hüzünlenmelerinin nedeni bu olsa gerek.
birilerini bekleme artık, birilerinin, senin hayatına sihirli bir çubukla yaklaşması diye bir şey yok. bunlar sadece masallarda olur ve tüm masallar yaşandı.
eğer sende bir masalın olmasını istiyorsan beklemeyi, bir kenara bırakmalısın.
kalkacak kadar gücün varken, kendine bu kadar özgüvenliyken ve her şeyin farkındayken yapmalısın bunu. hadi şimdi kalk ve ilk adımını at, daha fazla geç kalma.


Ahh Sewimsiz bilgin ahh ahh bir anlatsam içimdekileri sayfalarca sayfalarca sayfalarca süren bir hikaye. Sonralara ertelemekten başka bir çarem yok başka bir yoluda yok. Olmıycak duaya amin dedik bekliyoruz. Doğal olarak Nietzschenin kulaklarını çınlatıyorum. ''Umut işkencenin süresini uzatır''. Sebepsizce de hüzünlenmelerimin altındaki sebepte psikologa söylemememin sebebi de bu.Tıbben çözümü olmayan birşey benimkisi yada bizimkisi.Masalım kısmına gelirsek. O masala başlamam için gereken ortam 453 km uzakta. Ama geç kalıcağım için bu adımı atıp yanlış yola sapmamalıyım. Biliyorum güvensiz bir ortama girceğimi. Ve ben herkese olduğundan fazla güvenirim.


http://analistin.blogspot.com/2009/12/voodoo-nun-karakter-analizi.html

Büyüdük Ama Değişmedik, Sadece Oyuncaklarımız Değişti

Ben gene aynı bokluğa geri dönüşlerdeyim. Ne yapıyorsun gene Voodoo? dersen. Demezsen ölümü öp yani. Dedin farzediyorum.Yine umut kapılarımı sonuna kadar açtım ve tarota başladım. Abi çıkıyor ya kendime bakıyorum falan ama çıkıyor işte. Daha öncede sırf bu baktıklarımın gerçekleştiğinden bırakmıştım zaten. Mesele o değil. Ben istemedikçe çıkan o prense kızgınım , Aşıklar ve kader çarkına kızgınım. Her açtığımda aynı kart gelmesine kızgınım.İstemiyorum ciddi ilişki istemiyorum aşık olmak. Fondaki ses ''Aşktan kaçış yok''. Sikeyim kaçışını o zaman. Ölsem de söylemem onu sevdiğimi olur biter hadi bakalım.Zaten ben niye söylüyorum o söylesin artık. Eski sevgilime ben söylemiştim. Daha ilk kez konuşcaz ilk cümlem
'' Naber ya. Ben sana aşık oldum biliyor musun ?'' Çocuk zaten şok geçirdi ''Oha ?'' demekten başka bişi diyemedi çünkü sevmiyordu xD. Sonra zaten biz direk Athena konserinde falan gitmiştik öyle yani.

O yüzden anladım ki benim sevdiğim değil, beni seven. Bu da yalanın daniskası. Öyle olsa şu anda ben 50 kişiyle falan çıkardım. Oha. Bu kadar değil ama bu sayıya yakın bişi diyelim.(:P)Abi yok yani bir laf var hatta '' Bir kadın ya d sever ya da nefret eder; ortası yoktur. ''– Pubillius Syrus amcam çok doğru demiş. Sevmeyince olmuyor yani ne yaparsan yap olamıyoruz.

Bir de kadınlar cidden gölge gibi. Kovalarsan yakalanmaz. Kaçarsan da peşinden gelir. Yani mesela O kaçtığı için gidiyorum peşinden. Elde etsem iki günde sıkılcağıma eminim. Hala içimde bir çocuk var sadece oyuncakları değişti. Elde edip sıkılıyor. Yenisini istiyor.Ama mesela bu kadar koşturmasaydı emin ol ki intikam almak için terkedip gitmezdim. Eski sevgilimi hiç aldatmadım. Gerçekten değer veriyordum. Ki ona verdiğim değerleri kendime versem şu an Hugh Grantla evlenirdim.

Bir de son zamanlarda depresyon nedeniyle çok dramatik böyle bir melankoli bir yalnızım triplerindeydim. Ahmedim olmasa yemin ederim gülemiyceğim efendim. Dün gece sabaha kadar çene çalmaktan geç yattım 4 falandı yani ben zaten 6da kalkıp sınava gitmem gerek. Az daha geç kalıyordum yani Ahmedim uğruna. Bu hayatta beni eğlendirebilen nadir kişiliklerden. Aslında nadir demiyelim herkes eğlendirebilir ama sorgulamadan. Mesela hiç sormuyor o hep kendisi anlatıyor ben yarılıyorum huhaaaa puhaaaaaaaaaaaaaa hahahahaaaaaaaaa ayy çatlıycam falan oluyorum. Böyle arkadaşlarını anlatıyor. Ki arkadaşlarını tanıdığım için az çok bende dalga geçiyorum . Sonra benim başıma gelenleri anlatıyorum falan.En ufak cümleme dikkat ediyor. Dün ''kasığında''diyceğime ''Kasıklarında'' dedim saatlerce dalga geçti. Sayılamıycak kadar çok kasığım varda falan diye. Normalde biri sizle dalga geçse gıcık olursunuz ya Ahmed geçince olmuyorum işte.Çünkü aşağılamıyor yani aşağılıyorda sadece şakasına ciddiyet yok. Bende gülüyorum kendi saçmalamalarıma xD (Yiğit bunu okuyamıyor :P)

Ya seneye Mimar Sinana gidiyorum. Bilmiyorum ama gidicem yani. Rektörcüğüm Rahmi amcaya mail attım seneye öğrencinizim ve önümüzdeki 7 senede öyle olmayı planlıyorum diye. Artık almazlar o mailden sonra herhalde xD Ahmedimde orda ama o Beşiktaştaki kampüsteymiş bende ne hayallerle gidiyordum. Güya üst sınıftan birini tanıyorum diye hava atıcaktım. Ezikliycektim bizimkileri. Sonrada 'nihahhahah' diye gülcektim falan. Hatta hayallerim vardı. Ben saçlarımı savura savura (ama postijli olur herhalde savurmam için) okulun bahçesinden gircektim. Şıp şıp topuklularımla. Koskoca kampüste Ahmedi bulup (ki kesin kapıdadır :P) ''Aaaaa Ahmedim''diye çığlık atıp boyununa atlıycaktım. Sonra adım Gossip Girl falan olurdu. Ki ben dedikoduya katiyen karşıyım. O yüzden burda yazıyorum içimi. Tanımıyorum kimseyi ohh mis xD


Neyse ya çenem düştü görüşürüz xD


Not: Gittiğin için özür diliyceksin Sen !!
">

26 Aralık 2009 Cumartesi

Artık Ne Önemin Var Ki...

Önce şarkıyı aç sonra oku. Şarkının sözleri daha da anlam kazanır.

">


Sana bu zevki yaşatmıycağım sevgilim,
Seni anlamıyorum demiyceğim o yüzden

Hiç susmaz mısın sen? derdin
Hiç konuşmaz mısın sende ? derdim

Küçük bir çocuk gibi
Neden sürekli sorular sorduğumu sorduğunda
''Sen O'musun diye emin olmak istiyorum'' diyemezdim
Bilmiyordun çünkü kendinin ''O'' olduğunu
Zaman kavramının seni getirdiğini...

Hep kırdın,
''Kalp kırılcak birşey değil'' demek istiyorum
Ama ikimizde biliyoruz
''Sözcüklerle yara alcak birşey''

Hep sahte olmamı isterdin benden
Seni mutlu edicek yalanlar söylememi
Pek beceremezdim, sende sevmezdin beni
Bilmezdin ki ben gerçeklerle mutlu oluyorum...


Hayatı hiç gerçek yaşamadın değil mi sevgilim ?
Sahteydi herşeyin!
Aşkların,duyguların,yaşanmışlıkların,geçmişin,anıların
Ne vardı gerçek olarak?
Bastığın toprak?
İçine çektiğin hava?
Bunlar dışında bir gerçekliğin var mıydı sevgilim?


Ne kaldı elinde peki?
Savrulup gittin rüzgarın önünde
Ben buyum bile diyemiyorsun değil mi?
Çünkü sen başkalarının yansımasısın
Ne kadar yazık...

Hala beni düşünüyorsun değil mi ?
Hala kurtulmaya çalışıyorsun
Kolay oluyor mu peki ?
İnan hiç sanmıyorum.

Merak etme sevgilim
Beni hiç kırmadın
Sakın üzülme
Beni kırcak kadar önemli değildin zaten
Bu yüzden önemli değil diyordum sana


Not:Bugünü Blink 182, Sum 41 ve Offspring'e her mutsuz olduğumda ve insanların davranışlarıyla kırıldığım zaman yanımda olup seslerini duyurdukları için onlara ithaf ediyorum iyi ki varsınız çocuklar.

Notona: bu iki Voodoo bebeği benim. Birisi Cadı şeklinde(solda) diğeri kader mahkumunu temsili(Sağda) aslında ben o hayatın sillesini yemiş Voodoo'yu ona vermeyi düşünüyordum. Ama artık vermiyceğim. Birine Voodoo hediye etmek. Kendimi tamamen sana bırakıyorum demektir. Ama vazgeçtim onun ellerinde solup giderim büyük ihtimal. O da gitti zaten ben vermeden. Kısmet.

Şarkıyı bilmeyenler olabilite Depeche Mode-Free Love

25 Aralık 2009 Cuma

Hala Hayattayım Ama

Artık iyi insan lafın üstüne mi gelir yoksa havhavı an çomağı hazırla mı dersiniz bilemiyceğim ama dün alttaki yazıyı yazar yazmaz bahsi geçen Ahmedim ,evet ona bir tek ben Ahmedim diyebilirim, mesaj attı. Benim suratımda güller açtı tabi. Gecenin bir körü yeni yılla ilgili konuştuk az biraz. Almanyaya gitmişti sevgilisi ordaymış ayrılmayı falan düşünüyormuş ben biraz yok ayrılma sakın dedim falan ama hayırlısı be abi. Dün gece benim yapmadığım ödevden moralim çökmedi tabi altıüstü bir ödev amınakoyum ne yani. İşte Ahmedimde gül gül öldürdü bir iki anısını anlattı yılbaşı kutlamalarına dair.Tabi ki size anlatmıycağım this is secret diye kendimi parçalamıycam ama anlatmıycam özelimiz olsun lan.


Sonra asıl olayı anlatıyorum. Eve geldim 3 gibi. Dershaneye gitcem bir baktım evde kimse yok. Çok sade giyindim ama çok çekiciydim ha. Böyle beyaz askılı bir body giydim. Evet lan ne var yani kış diye giymiycez mi. Sonra şu vücuda yapışan siyah kotpantolonumu giydim deri montumuda alıp çıktım. Ama dur işte asıl olay burda. Ben evde kimsenin olmamasından faydalanıp arabanın anahtarı aldım çıktım abi. Babam bana 12 yaşımda araba kullanmayı öğretmişti. Daha ehliyete başvurmadım ama kısmet yakındır başvurmam. Neyse işte ben anahtarı aldım çıktım dershane uzak değil yürüyerek 10 dakka ama olsun. Bindim arabaya yüzüklerimi taktım parmaklarıma sanırsın araba yarışlarındaki o sexy hatunlardan ama altıüstü dershaneye gidiyorum. Açtım ''Muse-Sparks'' çalıştırdım arabayı ama çok pis gergindim. Geri kapattım kontağı. Sonra dedim kendi kendime Hiçbirşey olmıycak ''Bas gaza Voodoo Bas gaza'' tadındayım.Neyse abi bindim çalıştırdım arabayı çıktım otoparkdan caddeye caddeye çıkarken tek şansınızın sağ taraf olmasına rağmen sağ sinyal verdim.

Sonra çıktım sokağa dönerken sinyal vermeyi unuttuğum için arkamdan arabesk şöforler kornalarına abandılar sağa çekip bi güzel levyeyle inip ağızlarını burunlarını kırmadım tabi. Ne var be diye Elimi kaldırdım. Adam peh dermişcesine yörüüü gett kadın hareketi yaptı bana. Bastım o sinirle gaza sonra hemen yavaşladım. Bünye alışık değil. Sonra diğer caddeye çıktım sola karşıya geçmem gerek ve çok başarılı bir şekilde geçtim tabi.

Bizim dershanenin önündeki çakal sürüsünün kafaları hemen bana çevrildi.Ben arabadan indim ama sanki Charlize Threon iniyor amınım. ''Lan oğlum kızı gördün mü arabayla geldi lan, bizim peder vermiyor bile'' diye aralarındaki konuşmaya kulak misafiri oldum bir de. Bizim bir tane güvenlikçi var ''Oooo hayırdır Fransız'' dedi. Bana hep Fransız diyor.O dershane için fazla medeni kalıyorum abi.''Ya nolsun çok trafik vardı'' dedim. Dalga geçtiğimi bildiği için güldü. Sonra ders bitimi beni görceksiniz ''Eve bırakıyım mı seni ?'' triplerine bir girdim sanırsın yılların usta şöforü.Sus lan salak karı zaten ehliyetin yok. Zaten kimsede binmedi abi. Bindim arabaMA geldim. Babam gelsin itiraf edicem suçumu. Tabi bu ceza alcağım anlamına da geliyor ama kısmet be abi.


Not: Kendimi ve kalbimi seviyorum bir daha illegal birşey yapmıycağıma dair Devletime söz veriyorum. Ayrıca ehliyeti bakkaldan almadım lan güzel kullanıyorum işte niye kadınları ezikliyorsunuz itoluitler !

24 Aralık 2009 Perşembe

Nasıl Bir Yıl? Bildiğin 365 gün İşte

2009a veda mı ettiğimiz desem siktir mi çektiğimiz şu yılbaşı gibi zamanı giydirdiğimiz güzel günlerde bu yıla bir bakalım.

Evet sevgilimden ayrılmışım oh olmuş lan çok mutluyum. Tek üzüldüğüm bütün gardolabı yenilemem. çok sevdiğim giysilerimi kesmiştim. Deri montumu bile. Niye salak mısın Voodoo? Hayır efendim sevgilisinden ayrılan her acıların kadının intikamını yaparak, beyfendiyle çıktığımızda giydiğim her giysiyi kestim ve çöpe postaladım. Geçen gün atmadığım tek sarı bir kazak buldum onu giyiyorum iki gündür. Son zamanları 2010da adda.

Yazın mükemmel bir tatildi. İlk 2 hafta İstanbuldaydım sonra Ankaraya geri dönüş sonra tekrar İstanbul sonra Ayvalık ve Ayvalıktan Ankaraya tam 14 saatte geridönüşümle geçen sadece yol endeksli bir tatil gibi görünsede deli dehşet zamanlardı. Hele ayvalıkda halamın izniyle sınırsız alkol damarımdaydı. Ehe tatilde süper ego yaptım ama. Teknedeki tek çıtır olmam dolayısıyla herkescikler bana yazar moddaydı.Ama benim arayışım denizden çıkıcak bir deniz oğlanıydı falan.


Ankaraya dönüşümde kendimi ahanda buralara vurdum. Aa mesela Uykusuzda Ahmet C. diye bir çizer var. Öyle çok çizdirmiyorlar yavruma.Soyadını yazmıyorum çünkü facebookda annesi olarak görnüyorum beni bulmayın. (:)Arada sırada beğendiklerini koyuyorlar. O beğendiklerinide ben beğenmiyorum öyle. Ama Ahmet bu yılda tanımış olduğum en şeker insan.Böyle garip falan . Bana çok benziyor diyebilirim. Bir konuşma yapıyoruz görmelisiniz yani. Konudan konuya atlayarak 1 dakika içinde 3-5 konu falan oluyordu. Çok eğlenceli birisi tanımanızı isterim.



Sonra Balıkadam var mesela. Yan tekneden edindiğim bir garip bluescu. Ben blues dinliyordum öyle sen şunu dinler misin aa evet bende falan şeklinde bir tanışma oldu. Ah anacım ahh şu dilim bir durmuyor. Dışa dönüklüğüm azcık içekapanıklık olsa keşke. Hemen kaynaşıp sevgi yumağı oluşturuyorum insanlarla.


Bizim Naylonla da bu yıl tanıştık.Eh işte bir kız. Pof pek sevdiğim söylenemez ne yalan söyliyim.Böyle beni dinliyor ama hep kendi dertlerini anlatıyor. Bu da sinirlerimi zorluyor. Bir de insanları aşağılıyor. Arkamdan kimbilir neler uyduruyor kaltak.O yüzden her lafımda haklı bir payım var abi. Ben öyle durduk yere saydırıp giydirmem millete.


Sanırım kendimle de bu yıl tanıştım. Şöyle ki bastırılmış bütün duygularımı saldım gitti. Noldu peki haa nolduu adım çıktı ''Ruh Hastası''na inmez ''Depresyon''a.


Sevgilimden ayrıldığımda daha doğrusu beni terkettiğinde (evet terketti yani olamaz mı )duvarlarımdaki duvar kağıtlarını yırttım. Sonra aldım elime bir çekiç bir avuçda çivi çaktım 40 tane çivi taktım hepsine bir CD bir DVD oda oldu ışıl ışıl. Onu düşünmek için bir engeldi.Öyle atlattık işte o salağın izlerinide. Sonra annemler çok çirkin oldu dediler odayı boyattılar. Mor ve Yeşil oldu şimdi.


Yüce Ruhlu Ayıcığımla da bu yıl tanıştık. Sevgilimlerin bir grubu vardı ama davul için adam arıyorlardı. Bu ayıcığıma söylemişlerdi. Ayıcıkda benim için sevgilimi döven Taboo'nun kardeşim dediği arkadaşıydı. Taboo bir telefon açtı ayıcığa ''girmiyceksin o gruba kardeş'' dedi. Girmedi tabi o da. Sonra biz ayıcıkla tanıştık böyle bir buluştuk 13 saat sonra farkettik ne çok konuştuğumuzu. Sonra bir arkadaşımızın doğum günü zamanı Ayıcığımın koluna girdim gittim. Bir baktım eski sevgilim. Beni görünce ''Oha yok ebesinin...'' diyen bir arkadaşıyla birlikte gelmişlerdi o doğum gününe. Tabi ben nasıl mutluyum. Ayıcığımda taş çocuk. Böyle kızlar bize bakıyorlar. Ayıcıkda sanki sevgilimmişcesine davranıyor. Tabi o gün bindiğim otobüste iki kere kaza tehlikesi geçirmesi cabasıydı. Ama güzel bir gündü 2009a ait.


Sigaraya bu yıl başlayıp bu yıl bırakma iradesine sahip bir insanım. 25Nisan 2009 17 Kasım 2009 arası kendimi zehirlemekle meşguldüm. Ama sonra farkettim. Sigarayı ben söndürmüyormuşum o beni öldürüyormuş. Geceleri uyuyamıyordum nefes alamadığımdan.Sonra sağlığımın kıymetini anladım.


Evet aslında sevgilim olduğunu bilmeden sevgilim gibi muamele görmemesine rağmen aptalcasına aşık olduğum sonsuz aşkla ve hırsla çabaladığım sevgilimlede bu yıl tanıştık. Eğer az daha bilgi verirsem başım belaya girebilir. Bence biliyor zaten abi öküz olmak gerek anlamamak için.Yani biliyordur herhalde. Belki de nefret ediyordur benden. Ben burda gelin olmuş gidiyorum ama. Tek taraflı benimkisi.

Neyse ya Bütün yılı anlatamıycağım aklımda kalanlar bunlar. Ha bir de Büyükadadaki atları hiç unutamıycağım. O sıcakta benim susuzluktan dilim 4 metre dışardaydı o hayvancağızlar tüm adayı dolanıyordu üzüldüm bak.

Size Mutlu Noeller.Bana Tatlı Rüyalar.

Not: Evlenmek istemiyorum yandaki gibi bir gelinlik istiyorum ama onun içini doldurcak göğüs lazım. Bir kere giyiym sonra ben onu kesip gündelik elbise yaparım xd

Beethoven'ı Anlamak

Kabul etmeliyim ki kişiliğimin gelişmesinde en büyük etkendir Beethoven. Küçükken çok huysuz bir bebekmişim. Doğal olarak klasik müzikle büyüdüm. Pek klasikde demiyelim sadece

Beethovenla büyüdüm.Bu aslında kaderimin bir parçası diyebiliriz. Daha küçükten sıkıntılı bir çocukluk geçirceğim belliymiş. Tıpkı Beethoven gibi... Alkolik bir babam yok ama kafası bozuk bir annem var. Annem ama seviyorum herşeye rağmen. Sadece tıpkı Berthovenın babası gibi anneminde bir engel olduğunun farkındayım.

Bu sene Üniversite benim için sadece çıkış kapısı. Özgürlüğe adım atışımın somut resmi.Kazancağıma eminim. Ne istersem o olcak içimdeki bütün kötü düşünceleri kovdum. Tek bir olumluya odaklandım.Bkz. The Secret. 2010 benim en mutlu yılım olcak.Beethovenda biliyordu bu sırrı.

Beethovenı her senfonide her sonatta her muvmanında daha da daha da iyi anlıyorsunuz. Tanrının özgürlüğünün sesini öyle bir ruhunuza işliyor ki sanıyorsunuz ki çıkışı gerçekten biliyorsunuz. Şu an gerçekten zincirliymişsiniz gibi hissetmenize yol açıyor. Ve bu esaretten kurtulmak için size anahtarı veriyor.Bilmiyorsunuz ama hissediyorsunuz.

Beethovenı anlayamazsın. Anlıyorum diyen en büyük yalancıdır. Onu anlamak özel yetenekten çok başka birşey istiyor. Onun gibi hissetmek düşünmek gerek. Ve bunun için mükemmel bir odaklanma gerek. Her notada değişen b ir duygu kasounda yüzüyorsunuz bir parça anlarsınız ama tamamını asla.

Beethovenı anlamak. Özgür bir ruh ister. Vahşi bir kısrak gibi. Ehlileştirilemeyen doyumsuz bir ruh.Mükemmel kurgulanmış bir intikam ve nefret planı.Hayattan alınan bir öc. İsteklerini vermemesine rağmen inatla vazgeçmemek. Bitmeyen bir hırs.

Eğer bu Dünyada olsaydı evliliği düşünebilceğim tek erkek Beethoven olurdu tabi eğer bana aşık olmazsa kesin aldatırdı. Ruhunu evcilleştirebilcek düzeyde bir aşk olması gerek ikimizde de ve bu çok zor.

Ve bugünün şarkısını belirledim Sonata Arctica-Shy sizin olsun. Bulutların arasında parlıyan bir güneş vardı bugün gözyüzünde. Herkese herşeye rağmen inatla parlıyordu.İşte ben o güneş gibiyim. İnatla üstüne geliyorum sevgilim. Hiç pes etmez misin sen ? diye sormuştun ya. Ne zaman güneş yokolcak işte o zaman bende seni sevmekten vazgeçicem.

Not: Bitişte Beethoven 5. senfoni 1. muvman

23 Aralık 2009 Çarşamba

Yokolma Sakın Sevgilim, Henüz Buna Hazır Değilim

Senin hep olmazların var sevgilim
Hep bir bahaneyle çıkıyorsun karşıma

Benim hep çözümlerim var sevgilim
Hep bir sonuçla çıkıyorum karşına

Sen hep keşke diyorsun sevgilim
Keşke yanımda olsaydın gibi...

Ben hep iyi ki diyorum sevgilim
İyi ki özlüyoruz gibi...

Sen hiç çabalamıyorsun sevgilim
Ben hep savaşlardayım bu yüzden

Sen güvenli bir sığınakta top seslerini senfonine katarken
Ben mermilerle vals yapıyorum

Zaman anlam katarken gerçekliğe
Sen saçmalamamı okuyorsun her saniye


Ölmek için doğmadık sevgilim


Herşeye katlanır ama yokolmana katlanamaz bu kalbim


Olma sakın bir bağımlı


Tek çıkışı ölüm olan bir yola girme sakın.

Not: Requiem For A Dream lanetini izledim.Keşke izlemeseydim. Yani insanı depresyona sürükler vicdan azabı ve pişmanlık verir. Ve sen böyle mal olursun çok şey söylemek istersin susarsın. Susmalısın çünkü bunun adı gurur.O yüzden sevgilim sakın ölme. Henüz değil. Sana ihtiaycım varken sakın ölme.
Sonnot: Hep böyle ol sevgilim o fotoğraftaki gibi.

22 Aralık 2009 Salı

Hayat Tecrübesi

Evet biliyorum başkalarının saçma sapan anılarının ne kadar gereksiz geldiğini ve uzadıkça ne kadar sıkıcılaştığını. İtiraf etmeliyim ki sadece bir ilişkim oldu bugüne kadar. Tamam kabul bu kadar bilgiyle öğüt vercek düzeyde değilim ama ciddi anlamda bir tane bile yetiyor.

Şöyle ki hepsi aynı malesef. Kendimden ve insanlara psikolog tadında yaklaşmamla çevremdekileri rahatça gözlemleyip pratik bilgiler edindim. Ve ayrıca evet onlar bir denek sayılabilir. Aynı taktiklerin aynı sonuçları gibi.

Evet eğer size kısa bir özet geçicek olursam ;

Programlanarak yetiştiriliyoruz. Evet çok saçma. Biz kızları böyle yetiştirilerken erkekleri anlamamızı beklemeleri gerçekten çok saçma.Sadece korkuyla yetiştiriliyoruz ve önümüzdeki kabak gibi gerçeği yani reddedilme gerçeğini kabul edemiyoruz. Ve biz o yüzden ilk ilişkilerimizi unutamıyoruz. Hayır bu yargı benim için geçerli değil. Çünkü ben onun bıraktıklarını hala seviyorum. Bir kaç güzel anı, ders çıkarmam için attığı kazık falan. Evet ben bunlarla mutluyum.


Evet kadın-erkek ilişkileri gerçekten çok karışık. Maddeleştirebiliriz sanırım.

1. Eğer ilk tanıştığınız bir erkek sizin telefon numaranızı istememişse ve sizin hüzünlü köpek bakışlarınıza dayanamayıp numarasını vermişse bilin ki o sizin gerçek aşkınız değil. Bir erkek telefon numaranızı istiyorsa sizden gerçekten hoşlanmıştır.

2. Eğer seni telefon numaranı almış olmasına karşın aramıyorsa senden hoşlanmıyordur.Boşa bekleme yani.

3. İlk buluşmanın sonunda ''Görüşürüz'' yerine ''Tanıştığıma memnun oldum'' diyorsa bil ki bir daha seni aramıycak. Çünkü hoşlanmamıştır.

4.Ha sen sanıyorsun peşinden koşturmaya çalışıyor. Aman efendim beni umursamıyor gibi görünüyor diye düşünüyor diyorsan. Evet gerçekten de umrunda değilsindir. Unut güzelim.

5.Bir erkek seninle iyi arkadaşsa gerçekten sadece iyi arkadaştır.Siz sadece yalnızlıktan ufak bi ilgiyi büyütmeyi seviyorsunuz bayanlar o kadar.

6. Bir erkek sizden hoşlanıyorsa en yakın arkadaşınıza mutlaka her fırsatta sizi sorar.

7. Ve siz ne kadar ben terkettim desenizde aslında o sizi terketmiştir. Sadece bunun sizin fikriniz olduğuna inandırıp gitmiştir o kadar. Ve siz bu yüzden ağlar ve zırlarsınız ve geri dönme çırpınışlarınız bu yüzdendir.

8. Eğer bir erkek sizi aldatıyorsa evet gerçekten size değer vermiyordur.

9. Elektrik diye birşey yoktur. Bunu kim uydurduysa helal olsun. Her kız inanıyor. Öyle birşey yok kızlar. Erkeklerin bizden hoşlanmadığını kabul etmemiz için hafifleştirilmiş bir gerçektir bu elektrik.


10. Ve erkekler hevesli kızlardan hoşlanmazlar. Genelde çok itici olurlar. Ve kızlar erkekler hevesli kızlardan korkarlar. Düşünsenize kız yapışıyor ve bırakmıyor bir erkek kısıtlanmaya gelemez malesef. O yüzden biraz ultimatom takılmayı deneyin. ''Ya hep ya hiç!''


11. Eğer bir erkeğe haddini bildirip sizden etkilenmesini bekliyorsanız. Bippp boşa umutlanmayın. Bir kaç defa aklına gelirsiniz ve unutur gider.Boşa beklemeyin.

Evet bunlar size şu an çok saçma geliyor. Bir ilişkisi olan bu kadar çok şeyi nasıl kesin diye konuşabilir.Hele ki henüz 18inde bir kız ise.Evet inanıp inanmamak size kalmış ben bunlar kesin diye anlatmıyorum. Ama bu dahil bütün genellemeler yanlış ise o zaman bütün genellemeler doğrudur. Aynı dünyada yaşıyoruz hayatlarımız farklı ama ilişkilerimiz aynı rutinde ve siz kızlar gerçekten üzülmenizi istemediğim için söylüyorum bunları.

Ufak bir ilgiyi büyütüyorsunuz bu sizin aşırı değer vermenizle alakalı bir durum ne yazık ki. Elbette bir gün hayatımızın prensiyle tanışcaz sadece zaman gerekli.Ve ağlanıp sızlanmalarınız gerçekten çok sıkıcı lütfen en yakın arkadaşlarınızın çok üstüne gelmeyin çünkü siz onları dinlemiyordunuz tüm ilişkinizin mutlu mesut günlerinde ve ayrılınca kıymete bindirdiniz doğal olarak beklediğiniz ilgiyi alamayınca bir de onun için üzülmeniz çok yersiz.

Ve evet erkekler size yardımcı olamk için bir kaç ipucu veriyim.Bilirsiniz siz hiçbir zaman kızları anlayamazsınız. Bunun sebebi cümlelerimizi sözlükteki anlamının dışına soyutlayamamanızdan kaynaklanıyor.

Örneğin ;
Erkek: ''Hayatım niye suratın asık?''
Kız: ''Yok bişey.''
Erkek: ''Hadi bir kahve yapta içelim o zaman (:''
Kız: ''Git kendin yap.''der ve kalkıp gider.
Erkek:''Ne dedim ki şimdi ben? ''

Evet bir erkeğe yok birşey demeniz gerçekten birşeyinizin yok olcağını anlamalarına sebep oluyor. Aslında kızlar burda ilgi beklerler. Sadece üstlerine gidip ne olduğunu öğrenmeye çalışmalısınız sevgili erkekler.

Eğer bir kaç madde yazarsam size:

1. Bir kız size çok sevimlisin yada çok güvenilirsin diyorsa bilin ki sadece arkadaşı olabilirsiniz. Mantıklı olalım köpek misinde sevimlisin abi. Ve biz güvenilmeyen erkeklerin peşinde koşmaya bayılırız.O yüzden güvenilir erkekler sadece mantık evliliğinde gerekli objelerdir.

2.Kızlar sevgilisi olan erkeklere daha çok bakarlar. Bundaki psikolojik analiz bence ''Ben daha iyiyim seni ben hakediyorum'' psikolojisidir. Ama bilin ki bu kızı tercih ederseniz her defasında pişman olursanız. Şöyle ki '' Benim için eski sevgilinden ayrıldın Berke şimdi sana nasıl inanmamı bekliyorsun!'' gibi.

3. Kızlar hiçbir zaman yakın arkadaş olamazlar. Genelde siz erkekler en yakın kız arkadaşınız hakkında bile içinizde şüphelere kapılırsınız ''ACaba ?'' diye. Bu tamamen iradesiz uçkuruğunuzun yanılsamasıdır. Adam olun lütfen. Bu yüzden en yakın kız arkadaşlarınızı acayip kıskanırız.

4.Bir kızla uzun süre çıkıp hala gözün dışardıysa senden kötüsü yoktur. Aldatıyorsan bile itiraf et. İnan ki suçun hafifletici nedeni olur.

Ve evet size yazıcak çok şey bulamıyorum. Kızlar kadar anlaşılması zor yaratıklar değilsiniz malesef.


Ve sen !

Evet seni seviyor olabilirim belki çok heveslide görünmüş olabilirim. Ama sadece çok dürüst davrandığımdan. Sevmiyor olabilirsin beni. Korkuyor da olabilirsin. Kızlarla arana hep mesafe koyman tekrar aynı acıları yaşamak istememen olabilir. Ama sen güvenli sularda hiç bir zaman bulamıycaksın o hayallerindeki aşkı.Ama ben bulcağım beni koşulsuz sevcek birileri elbet çıkıcak. Belki bu kafayla o güne kadar çok canım yancak ama umudum var. Senin sahip olamıycağın bir şey bu. Yapcak bişi yok. Saygı duyuyorum.Hoşçakal.



''Beni aldatabilcek bir erkek istiyorum. Ama aldatmıycak bir erkek. ''